yakında bize vatan mı, türban mı diye sordurabilirliği* olan soru.
amaç değil, araçtır. artık paslanmış bir bıçaktır ama her daim eskisinden daha iyi bilenir. yani paslanmaz çeliktir.
ve kurbanda hep hazırdır, kasapta bellidir.
koyun bu denli kaderine razı olursa kasap istediğini yapar.
türk telekomda, fındıkda ve asgari ücrette olduğu gibi...
hadi yahu, bırakın bu işleri, bu kadar zamandır ilk defa demokrasimiz var, özgürlük budur!...
peki, bu süper demokrasinin yerini birgün yine çok demokratik bir şekilde teokrasi alırsa?..
hayır hayır, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler demeyin, diyemezsiniz, dediğiniz için elektrik azalıyor evimize, ve birgün elektrik gelmeyecek evimize.
o zaman nefesler kesilecek, kırbaç sesleri duyulacak.
özgürlük değil, kölelik esas olacak.
özgür olduğunuz tek konu düşünmemek olacak, bir robot gibi veyahutta eziyete doymyacak bir insan gibi yaşamak olacak.
ama o zaman kaçacak delik bile bulamayacaksınız.
daha kötüsü o zaman o şuan arkasından nefret ettiğiniz ama aslında siz şu anda türban diye bağırabiliyorsanız bunu sağlamış,özgürlük öğretmiş,kurtarıcınız atatürk olmayacak. siz herşeyi olduğu gibi onu da başka yerden anladınz, tam tersinizden!.
o zaman esameniz okunmayacak, insana dair herşey unutulacak.
hümanizm diyenin kellesi gider ya da belkide.
hümanistim dedi diye babanızı cümle alem önünde asacaklar belki de.
neyse, sen rahat rahat uyu güzel halkım.
nasıl olsa demokrasi sana her zaman şikayet ettiğin ama her zaman da hak ettiğin yönetimi verdi sana.