ama aynı dili konuşmak da yetmez anlaşmaya. çünkü sadece aynı şeyleri düşünenler ve aynı duygularda birleşenler anlaşabilir.
aynı dili konuşuyorduk
aynı kelimeleri kullanıyorduk aynı anda
ama anlayamıyorduk birbirimizi
çünkü aynı dili konuşmak bile senle beni biz yapmıyordu
biz eldik türkçe bile saramıyordu ikimizi
oysa türkçe ne kadar derindi seni de alırdı beni de içine
aynı dili konuşuyorduk
ayrı duygular vardı belli ki içimizde
sesin uzaktı gelmiyordu
sesim uzaktı gitmiyordu
farklı bir dili konuşmaya kadar verdim
sessizliğin harfleri ile alfabe yaptım kendime
sessizliğin harfleri, senden öğrenmiştim konuşmayı onlarla
belki anlaşırdık bu sefer
çünkü seni seviyordum
ve asla kaybetmeyecek kadar deliydi bu yürek
aynı dili konuşuyorduk
ayrı şehirlerde uyanıyorduk
ayrı denizler vuruyordu gözlerimize yakamozlarda
ve ben seni her düşündüğümde akdenizden sana bir martı gidiyordu
görmüyordun
gün aydınlığa vurunca içimde bir kız uyanırdı her sabah
ve o kız her sabah daha mutlu olurdu
aynı dili konuşuyorduk bu bile yeterdi
seni türkçem kadar sevmek de yeterdi
ve seni türkçe anlamak
sevmek buydu belki
dokunmadan ruhumla sevmek
aynı dili konuşuyorduk
ama anlaşmıyorduk
ben seni seviyordum yeterdi bana.
sen seviliyordun bu yetmezdi sana.
türkçe ne kadar derindi yutmuyordu aşkımı
beni sana yakınlaştırıyordu
ama ben boğuluyordum sen kaçıyordun