benim gibi sıklıkla pot kıran ve artık salaklık düzeyinde denilebilecek densizlikleri yapmayı adeta bir hobi haline getirmiş bir insan evladının çokça içinde bulunabileceği anlardır.. ilk aklıma geleni ve aynı zamanda bende en çok iz bırakanı paylaşayım dedim bu başlık altında..
efendim sıcak bir ağustos öğleni.. bütün ailem, anneannemlerden, teyzemlere, dayımlardan kuzenlere, dedemlerin bayramoğlu'ndaki yazlığında toplanmış, neşeyle hoşbeş ederek, samimi bir ortamda, öğlen yemeği paylaşıyoruz.. oturma düzeninde benim lokasyonum şu şekilde: babmın sağı, eniştemin solu, dedemin tam karşısı, anneannemin çaprazı..
yemek neşeli geçiyor.. herkes mutlu.. ben de dahil olmak üzere.. ama benim kafam biraz başka yerde.. çünkü öğleden sonra, yine bayramoğlu'nda yazlığı olan arkadaşım emir'le buluşacağım.. ancak puşt herif telefonunu bir türlü açmıyor.. 'ekti mi lan acaba?, yok ya niye eksin?.. allah allah bugün konuşuruz kaçta buluşacağımızı dedik hala açmıyor.. skerm ektiyse..' gibi düşünce silsileleri, beynimi meşgul ediyor, konsantrasyonum masadaki sempatik brunch ortamından uzaklaşıyor zaman zaman..
neyse efendim, benim psikolojik kondisyonumu da belirtip, üzerimdeki suçu emir'e atmaya çalışarak sizi ve biraz da kendimi kandırma hamlemi de geçtiğimize göre olay anına dönebiliriz..
herkes gülüyor eğleniyor.. konuşuyor gülüşüyor.. konuşmaları bittiğinde gülüyorlar, gülmeleri bittiğinde bir şeyler daha konuşuyorlar.. böyle bir ortama o kadar da yabancı olamazsınız, tipik bir geniş aile buluşması.. neyse.. nasıl olduysa öyle bir an geliyor ki, tesadüfen o da, herkes susuyor.. olur ya öyle arada diyaloglarda da.. şans işidir.. birden herkes susar.. en fazla bir-iki saniye sürer bu durum, sonra biri yeni bir konu başlatır, o 2 saniyelik rahatsız edici sessizlik de tarihe karışır, bir daha kimse hatırlamaz.. bu günde bu cengaverliği yapan anneannem oldu.. kaçırır mı?.. kaçırmaz.. baktı masada sessizlik oluştu hemen atlamak lazım.. aile buluşmasında sessizlik mi olurmuş?.. ne yaptı sessizliği delmek için, basit bir soru yöneltti bana, alacağı cevabın efsane olacağını bilmeden.. bilseydi akşam yemeğine kadar sessiz film oynamayı tercih ederdi herhalde.. benim aklım o pezevenk emir ve açmadığı telefonundayken, sessizlik falan algımın kapsama alanı dışındayken, anneannemin söylediği ismimi duyunca tepki verdim sadece, ona döndüm.. bana bir enginar kasesi uzatıyordu çaprazdan.. aramızda şu can alıcı diyalog gelişti:
.......
anneannem/ ateş'ciğim evladım, enginar var bak çok güzel yer misin evladım?
rapper ninja/ yok anneanneciğim, enignar skseler yemem..
.......
burada bir parantez açmak gereği var.. hani bazı aileler vardır.. küfürü bir eğlence aracı olarak kullanırlar.. birbirlerine olan samimiyetlerini bu şekilde ifade etmekte sakınca görmezler.. ya da umursamazlar bilemiyorum.. işte öyle bir aile düşünün.. baba oğluna pezevenk diyor, gülüyor, oğul babaya sensin lan o diyor, yine iksi de gülüyor.. dede de kıs kıs gülüyor uzaktan.. heh hayal ettiniz mi?.. işte şimdi bu ailenin 180 derece zıttını hayal edin.. o da bizim aile işte.. anneannesinden babama, kuzenlerden teyzeme bizim aile.. bir tek hıyarağası ben varmışım arada.. öyle bir aile ki bir keresinde babasına 'saçmalama' diyen çocuğa (bilin bakalım kim?) babası küsmüş, 2 hafta konuşmamış, babaanneye kadar gitmiş mesele çocuk bütün aileden laf yemiştir.. aile aile değil sanırsın illuminati tarikatı.. ha yanlış anlaşılmasın bence de doğrusu budur.. aile içinde de küfür etmeyiverelim, öküzlük bende.. ama yine de bizim ailenin belki de tek hoşgörüsüzlüğünün olduğu onda da aşırıya kaçtığı ayrıntıya dikkat çekmek niyetindeyim.. olay anına dönersek:
'yemem..' dediğim anda ağzımdan çıkanların farkına vardım.. ulan öküz bir de anneanneciğim diyor.. kıçımın kibarı.. sonraki o 'skseler' kalıbı ne? o anı takip eden 10 saniyeyi hayatım boyunca unutmayacağım.. ben yüzümü aşağı doğru eğiyorum ki anneannemle gözgöze gelmeyeyim.. eğerken tam karşımda duran dedemle gözgöze geldim bir an.. dedemi hayatımda ilk defa şaşırırken gördüm.. dedem ya güler ya kızar.. çok da az konuşur, tam bir otorite abidesidir.. derler ya lord gibi adamdır.. elinde çatal anlamsız gözlerle bakıyordu bana.. belli ki gülmesi mi kızması mı gerektiğini tartıyordu kafasında.. sağımda eniştem cevabımı duyduğu anda dudağına götürdüğü çayı püskürtmüştü ki hala kendisine vicdan borcum vardır, o anda dikkatleri çektiği için.. ama o da kendini çabuk toparladı gülmesini hemen kesti, aile büyüklerinin şoke olmuş vaziyetlerini görünce, suni bir onaylamazlık ve boş bakış takındı gözlerini benden kaçırarak.. kafamı utançtan önüme eğme işlemimin son safhasında babamı gördüm o benden önce davranmış yerdeki parkeleri sayıyordu.. sol çaprazda dayım.. içinden güldüğüne adım gibi eminim.. zaten sonra ki konuşmalarımızda baya dalga geçti benle.. bir konuyu değiştir değil mi?.. hayır o da düşene vurdu o da sattı beni.. sanki dünyanın en terbiyeli adamıymışçasına sinirli sinirli ileriye baktı.. hepsi trip tabi sonra kendisi de söyledi.. anneanneme baktım, başka bir zaman olsa komik sayılabilecek bir manzarayla karşılaştım çünkü aradan, bana saatler gibi gelmesine rağmen, yine de bir 15 saniye geçmişti minimum ve anneannem hala aynı surat ifadesiyle enginar tabağını bana uzatır şekilde donup kalmıştı.. kafasında bir ctrl+z yapıp son duyduğunu silmeye çalıştığı belliydi..
beni bu durumdan kurtaran yine canım anneciğim oldu.. zaten boşa dememişler ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar diye.. gülerek 'ateeş' dedi 'duymamış olayım..'. 'bana ver annecim ben yerim enginar..' diye de kaptı hala atatürk büstü gibi duran anneannemin elinden tabağı.. o nasıl bir işbilirliktir, bir sempatikliktir yarabbim.. canım annem.. bir anda bütün sofra normale döndü tabii ki.. ne yapılabilir ki yani eşşek kadar adam olmuşum kızacaklar mı.. aslına bakılırsa komik de bir şey.. enişteme kızıldı baya sofrayı berbat etti diye, adamcağıza kaldı ihale.. o da satmadı beni sağolsun o noktadan sonra.. bir daha da hiç konuşulmadı o lanetli pazar gününde yaşananlar.. en azından benim önümde.. embesil emir'in de şarjı bitmişmiş.. dallama..