Bugün çevremdeki insanlardan ilginç bir şekilde ortak bi' cümle duydum; "n'apıyorum ben?" Şirkette, durakta, kafede, orda burda. ilginçti gerçekten evet. Herkes kendisine bu soruyu soruyor; napıyorum ben? Ben söyleyeyim, yaşıyoruz. Ve yaşamak bence en büyük Sanattır. Ama herkes sanatçı olmadığı için de 'yaşam' ile 'hayatta kalmak' birbiriyle karıştırılır çoğu kez..
Yaşamak, sanatçısına keyif veren ender sanat dallarından biridir. çay bardağıyla rakı içen yaşlı bir balıkçının estetik duygusunun kredisi sonsuzdur mesela. ya da kendini yollara vurmuş bir maceraperestin kafasındaki düşünce olgusunun sınırları sonsuzdur.
insanlar dünyaya gelirler. ağlaya ağlaya. öbür tarafın daha güzel olduğunu hissederek. Bu tarafta oyalanırlar biraz. bazıları çocuk yapar. bazıları ise hayvan besler. bitkilerle dost olanlar bile olur. hatta onlarla konuşanlar.
herkes bir şekilde doldurmaya çalışır hayatının içini. Ama unuttukları bir şey var. altı delik olan hayat dolmaz hiçbir zaman. ne koyarsan koy içerisine, altındaki ölüm denen delikten uçup gider her şey.
işte o deliği dikmek için uğraşır insanlar. kimileri tüm eğitim öğretim kariyerlerini yalayıp yutar. evinin salon duvarı madalyalarla/diplomalarla dolu olur.
kimisi ise boş duvara çivi çakamadığı gibi yaşayamaz hayatı. ruhundaki o estetik eksikliğini hissettiği için de debelenir durur. Bi' mana arar. ne kendini öldürebilecek kadar vazgeçer bu taraftan, ne de sımsıkı sarılabilecek kadar değerli bulur bu tarafı. öylece bekler. neyi beklediğini bilmeden. ölümü bekler gibi. hayatı komada yaşar gibi. hayata hakkını vermek adına gider aşık olur. sever. sevilir. Sevgi ister sevgi yoksunu gönüllerden. geri çevrilir isteği. iade-i itibar ister kutsallıklardan. siktiri yer. öylece bekler. yaşam denen sanat dalının ne kadar zor bir sanat olduğunu bildiği için budamaya çalışır dalları. Budamaya kendinden başlar, kendinde biter, kendinde bitirir.. yaşamak zor gelir. ağır gelir. kötü gelir. hastalanır. hastalandığında kabul eder; yaşadığımız için hastalanıyoruz.
paslanır. paslandığında kabul eder; oksijene ihtiyacımız olduğu için paslanıyoruz.
öylece bekler. beklediği bi' mucizedir belki. ya da çok uzaklara göndermiş olduğu kendi zihni..