size bir melih kibar belgeselinde öğrenmiş olduğum bu şarkının hikayesini anlatmak istiyorum.
melih kibar kimya masterı yapmak üzere londra'ya gider ve gittiği gece bir fırtınaya yakalanır. öyle ki kendi anlatımıyla;
''müthiş bir fırtına var. inanılamayacak bir şey. ben o fırtınanın tarifini nasıl yapacağımı bilmiyorum. okyanus fırtınası,kopuyor ortalık. moralim bozuldu babama da bir şey söyleyemiyorum. sonra odadan çıktım,baba ben bir etrafa bakayım dedim. karanlık bir koridorda gümm diye bir şey çarptı. baktım bir piyano. gittim kapağını açtım. o piyanoya bir şey anlatmam lazım,korkumu kompanse etmem gerekiyor. anlattım zaten. çok hoşuma gitti koşarak odama gittim,odamı zar zor buldum. bavulu açtım bir kayıt cihazı aldım,kasete o parçayı çektim.''
ardından melih kibar oluşturduğu besteyi babasıyla istanbul'a,çiğdem talu'ya gönderir. talu ise nerede ve nasıl yapıldığını bilmediği bu besteye bir söz yazar ve londra'ya, melih kibar'a postalar. yine melih kibar anlatımıyla;
'' çiğdem yine her zamanki üslubuyla, seni gidi seni gene neler yapmışsın gene çıldırttın beni ama bilmiyor o parçanın neden yapıldığını. ekte sözleri bulacaksın inşallah unutmazsın,dedi. iki sayfalık bir mektup,pembe bir zarfta gelmişti. nerede okuduğumu bile hatırlıyorum odada. birinci sayfayı öteki kağıdın altından alıp da başlığı görünce ben duvara tutundum. içimdeki fırtınaydı şarkının adı.. ''
bu kadar tesadüf olabilirdi elbette. evet,çiğdem talu bu bestenin neden ve hangi koşullarda yapıldığını bilmediği halde şarkının ismini '' fırtına '' ile ilişkilendirmişti.
yıllar sonra bir tv stüdyosunda yeniden buluştuklarında melih kibar bu besteyi çalacak ve çiğdem talu ise defterinden sözleri okuyacaktı.
'' Gün ağarırken tek başıma oturmuşsam
Henüz daha gözlerimi bir an bile yummamışsam
Sen yoksan yine bende yorgun ve yalnızsam
Hele bir de birde canim hasretine kapılmışsam
Ve gözümde tütüyorsan buram buram
iste o an bir fırtına kopar
Sanki o an yer yerinden oynar
Hoyrat bir rüzgar eserken
Sallanan gemi misali
Sallanır durur içimde dünya
Son ışıkları sönüyorsa sokakların
Yeni bir gün giriyorsa penceremden yavaş yavaş
Sen yoksan yine bense suskun ve bitkinsem
Hele bir de bir kadehin gölgesine sığınmışsam
Ve yılların hesabını saşırmışsam
işte o an bir fırtına kopar
Sanki o an yer yerinden oynar
Kül rengi bir akşam vakti
Kaybolan renkler misali
Kaybolur gider gözümde dünya
Iste o an bir fırtına kopar
Sanki o an yer yerinden oynar
Bir koca çınar dalıdan
Savrulan yaprak misali
Savrulur gider güzelim dünya ''
melih kibar devam ediyor;
'' çiğdem talu ve melih kibar bir tesadüf değil. içimdeki fırtına da bir tesadüf değil. bu müthiş bir şeydi. çiğdem'e telefon açtım,açması için telefon başında 8.5 saat bekledim. çiğdem dedim,sen bu parçayı neden yaptığımı biliyor musun ? ağladık o telefonda. bu başka bir şeydi. yani bu.. allah insanlara bunu yaşatmalı. yani çok özel bir şey. ondan sonra herkes çiğdem talu-melih kibar olarak görmeye başladı.. ''