muhafazakarlık

entry101 galeri
    50.
  1. bazı yanlışları düzeltmek adına buradayım. öğrenmek isteyen yazarlar için tarafımdan analiz edilmiştir. yazarlığını yaptığım bir e-dergide tarafıma aittir.

    Muhafazakârlık modern dünyanın ana siyasi ve kültürel akımlarından biridir. insanlar bazen kendilerinin veya başkasının dünya görüşünü belirtmek, bir tutumu övmek ya da yermek, bazen de iktidar ve muhalefeti bir şekilde tanımlamak için bu kavramı kullanırlar. Burada ifade edilen muhafazakârlığın gerçek anlamının dışında yanlış anlamlarda kullanıldığının basit bir örneğidir.

    Tarihsel olarak analiz edersek muhafazakârlık, Latince “conservare” kelimesinden türetilmiştir. Koruma ve muhafaza etme anlamına gelmektedir. Siyasi düşünce bakımından muhafazakârlık modern bir tavır ve hareket olsa da, tarihi süreç bakımından kökleri Aristo’ya kadar uzanmaktadır. Fransız Devrimi sonrasında devrimin ve devletin yok ettiği geleneksel otorite ve geleneksel özgürlükleri koruma algısıyla ortaya çıkan muhafazakârlık, devrimin ideallerinin ve devrim anlayışının dünyaya yayılmasıyla birlikte farklı renkler ve kimlikler kazanmıştır. Bu farklılıklar onun temel yapısında bozulmalara neden olsa da köklerinin dayandığı hassas temeller ona sorgulanır ve gündemde tutulur bir nitelik kazandırmıştır. Günümüzde muhafazakâr siyasi düşüncenin temel referansı Edmund Burke olarak kabul edilmektedir.

    Muhafazakârlığın genellikle hızlı sosyal değişimlere direnme ve geleneksel normları destekleme eğiliminde olan bir siyasi felsefe olarak karakterize edilmesi, muhafazakâr düşünce ve onun değişim konusundaki yaklaşımının yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermektedir. Hatta bu yanlış anlaşılma muhafazakârlığın, tüm değişimlere direnen eski mevcut durumu arzulayan bir tür “gerici ve tutucu” hareket olarak algılanmasına yol açmaktadır. Bu özdeşleştirmeye yanlış anlam yükleme konusunda bir örnek verecek olursak, Albert Hirschman’ın muhafazakârlığı konu ettiği “The Rhetoric of Reaction” adlı eserin Türkçe karşılığının “Tepkiciliğin Retoriği” olmasına rağmen, dilimize “Gericiliğin Retoriği” olarak çevrilmesidir.

    Tüketim toplumuna dair değerli eleştirileri bulunan A.Hirschman; tüketimin ihtiyaçlar için değil psikolojik tatmin doğrultusunda yapıldığını öne sürmüş, bu tarz toplumlarda insanların kendilerine aidiyetlikler ve kimlikler satın aldığını, bu durumun donucu olarak da toplumda kendiliğinden görünmez sınıflar oluştuğunu ifade etmiştir. Yaptığı bu tespitle Hirschman muhafazakâr düşüncenin modern toplumda neden önem arz etmesi gerektiğine değinmiştir.

    Muhafazakârlık kavram olarak, farklı siyasi ideolojik siyasi pozisyonların hepsinin gösterebileceği bir özellik olup aynı zamanda bağımsız bir ideoloji olarak da ele alınabilmektedir. Genellikle hızlı sosyal değişimlere direnme ve geleneksel normları destekleme eğiliminde olan bir siyasi felsefe olarak nitelendirilse de genel bir tanım yapmak oldukça zordur.

    Muhafazakârlığı tanımlama zorluğunun başlıca nedenlerine bakacak olursak muhafazakârlığın geliştiği alan olan Batı’da bile tek bir biçiminin olmaması, kaba bir tasnifle iki kola ayrılarak incelenmesi ve muhafazakârlığın sistematik doktrin ya da ideolojilere karşı kuşkucu tavrı gelmektedir. Aslında temel ayrım muhafazakârlığın bir tutum mu yoksa bir fikir ve bir ideoloji olarak mı algılanması gerektiğidir.

    Muhafazakârlığın akademik anlamda bir fikir ve ideoloji olarak incelenen ve tarafsızca incelenmesi gereken bir yaklaşım olarak ele alınması en doğrusudur. Tüm bu bilgiler ışığında muhafazakârlığı; insanın akıl, bilgi ve birikim bakımından sınırlılığına inanan, bir toplumun tarihsel olarak sahip olduğu aile, gelenek ve din gibi değer ve kurumlarını temel alan, radikal değişimleri ifade eden sağ ve sol siyasi eğilimleri reddederek ılımlı ve tedrici değişimi savunan ve siyaseti, bu değer ve kurumları sarsmayacak bir çerçeve içinde sınırlı bir etkinlik alanı olarak gören bir düşünce stili, bir fikir geleneği ve bir siyasi ideoloji olarak tanımlamak gerçekçi ve doğru bir yaklaşım olacaktır.(ÖZiPEK:2007)
    1 ...