bu tarz filmleri izlerken bende bir önyargı oluyor. esasen çoğu kişi tarafından "anlaşılmaz" yahut "sıkıcı" bulunan çoğu filmi çok sevmeme rağmen, daha girişinde "ben sanat filmiyim öhö öhö öhöö!" diye haykıran iklimler gibi filmlere çekinerek bakıyorum biraz. zira o diğer filmler dediklerim ince mesajlarla örülü olmalarına rağmen kendi ülkelerinde gayet pop bir şekilde tüketilen ürünler. aynı şey müzikte de söz konusu ama madem iklimler başlığına yazdık konuyu dağıtmayalım.
--spoiler--
iklimler, hayatımda izlediğim en doğal diyaloglara sahip film. ciddiyim bu konuda, beni bu kadar keyiflendiren diyaloglar görmedim daha önce. arif abi'nin evindeki o sohbet ortamı ise filmin zirve noktasıdır.
oyunculuk ne yazık ki, nuri bilge ceylan'ın odun ifadeleri ve düz sesiyle biraz geride. ebru ceylan gayet başarılı ama genelde oyunculuk ortalama bir türk filmini aşamıyor.
görsellik harikulade. gerçekten de bir atölyeden çıkmış gibi duruyor film. doğal mekanları o kadar renkli veriyor ki, "bu yol filmdeki yol mu" demeden edemiyorsunuz.
senaryo ise özetle "abi bi kız vardı. sevgiliydik kaç yıldır. neyse ben aşka bi hatuna vuruyorum o ara, bunla biz bi ayrıldık bi kaç ay. sonra gittim buldum bunu taa ağrı'ya gitmiş anasını sattığımın. neyse abi gittim, bi afralar bi tafralar, eeh dedim sikerim, tatile gittim, pompaya doydum" olarak anlatılabilir. yani o kadar "basit" bir konu ki. saatlerce destansı bir anlatımla işlenmesi keyifli dakikalar yaşatması bir yana uyuz ediyor insanı. ama sıkılmak şeklinde olmuyor bu, "öeeh" dedirten şekilde oluyor. bu mudur yani.
bunun dışında zaten doğallık iddiasında olan bu filmin, oyunculukların bazı bölümleri hariç gerçekten çok doğal ve başarılı olduğunu söyleyebilirim.
--spoiler--