dibi dibi rek

entry532 galeri video6
    403.
  1. insanlara çabuk bağlanıyorum sözlük.

    çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.

    “Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.

    Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.

    ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.

    Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.

    ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.

    yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.

    eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.

    şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.

    dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.

    biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.

    sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.

    Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.

    Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.

    Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.

    Ve son olarak şair’in dediği gibi...

    bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!

    https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
    23 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük