kendisi ile tanışma fırsatım olmadı, ancak tanışmışçasına tanırdım onu, gerçek bir tribün efsanesi, Beşiktaş sevdalısı bir adam. öyle laga luga da değil istanbul edebiyat mezunu bir öğretmen. Bugün halen dillerde olan ve taraflı tarafsız herkesin hayranlıkla dinlediği Beşiktaş marşlarının çoğunda onun imzası olmadı en azından parmağı, dokunuşu var.
çok genç yaşta göçtü gitti, geçtiğimiz günler de ölüm yıldönümü idi, vodafone'da ki bir bölüm tribün onun adıyla anılmalı, bir ömrü feda ettiği o tribünler de, o da bunu hak etmiyor mu?
binler, cenazesi ile aşağıdaki efsane marş ile vedalaşmıştı
Yağmurlu bir günde görmüştüm seni
Üstünde cubuklu formalar vardı
Bir anda vuruldum aşık oldum ben
Hayatın anlamı siyah beyazdı
Yaşamla ölümü ayıran cizgi
Siyahla beyazı ayıramaz ki
Her yolun sonunda ölüm olsada
Sevenleri kimse ayıramaz ki