11 yılı aşkın beraberlikten sonra yaşadıklarımı, biraz da rahatlamak için yazıyorum. Yıllardan 2004, Bursa Barınağı'nda minik bir yavru. Tüyleri ipek gibi... 1 hafta sonra tekrar gidilir. aynı yavru için. a yok sahiplendiler galiba. veterinere sorulur. yok orada işte. o minik tüy topu, gözleri çapaklı, burnu sümüklü yolunmuş gibi, miyavlamaya benzeyen bir ses çıkararak size bakıyor. o an dedim ki içimden bırakmamalıyım seni burada, yoksa miniciğim melek olursun. saat 23:30 aydın otobüsüne bilet alınır, yurtta izin vermezler ki bakmama... şoförle girilen diyalog sonrası, valla şoför amca görsen çok minnoş zaten, bagajda ölür nolur alayım içeri diye ısrarlarım sonucu seni görmesi ve eee hadi al al diye izin vermesi. o kadar küçüktün ki, otobüste cam kenarındaydık, pervazda yürüyebiliyordun. sabah 7 gibi geldik aydın'a. evde yoldan geliyorum diye kahvaltı hazırlıkları. anannem bizdeydi. eve girdim annem mutfakta, anne bak kedi getirdim diye seni gösterdim. tüy topu gibiydin, kimse diyemedi bir şey sevimliliğinden. ama o kadar ödlektin ki yanından yürüyerek biri geçse gizlendiğin kanepenin arkasından saatlerce çıkmazdın. yıllar geçti kocaman kız oldun. evin içinde kovalamacalar, senin benden aşı olmamak için kaçışların, kızınca eeeh yeter be tarzında pati sallamaların. yüzümü bile tırmaladın ama kızmadım sana kuzum be...cadı yumak oldun bizim için. huysuz kızımız, evin üçüncü çocuğu... babam kedi babası oldu. annem yarım saat geç gelse pencerede nöbet tuttun sen.
şimdi rahat uyu cadı kızım. çayırlarda, güneşin altında yayıla yayıla uyu... çimen ye bol bol. koca göbüşlü yumak hanım melek oldu.