(bkz: Sybil sendromu) olarak da bilinir. Gazeteci (bkz: Flora rheta schreiber) 1972 yılında 16 farklı karaktere sahip -ki bazıları da erkek olan- sybil'ın durumunu yazmıştır. Her karakterinin kendine özgü özellikleri, kişiliği hatta konuşma farklılıkları vardır. Bir kişiliği henüz 9 yaşında ki halinde sabitlenmişken bir kişiliği orta yaşlarda marangozluk yapan bir erkeği(babasına ithafen) yansıtır. Gel gör ki hem kitap hem de film kurmacadan ibarettir.
nihayet 90'ların başına dek süren bu çoklu kişilik bozukluk furyası yapılan yeni araştırmalarla "çözülmüş kişilik bozukluğu" olarak isim ve içerik değiştirdi. Zira o döneme dek hastalara konulan teşhisler hastalıklı ve hatalıydı. Teşhis konulduktan sonra daha evvel herhangi bir semptom göstermeyen kişiler bile birden farklı kişilik yansıtmaya, yapılan hipnoz seanslarında daha evvel hatırlamadıkları şeyleri hatırlamaya ve cinsel tacize uğradıklarını anlatmaya başladılar. Şizofreni eğilimi devam ederken sybil olayının uydurma olduğu ortaya çıktı. Teşhis edilen 2 milyon hastanın aslında popüler olan "mps" den etkilenmiş olduğu, psikolojik açından kanıtlandı ve çözülmüş kişilik bozukluğu olarak psikoloji literatürüne alındı. Aslen bu olay iki ayakları koyunlar olduğumuzu, psikolojik anlamda öylesine hassas ve kontrol edilebilir, yönlendirilebilir olduğumuzu gözler önüne serdiği için önemlidir. Yirmi sene devam eden spekülasyonlar sonrasında sadece kaydedilebilen iki milyon hastanın varlığı nasıl bir sirkte cambazlık ettiğimizin resmidir aslında.