oldukça dan dun bir şekilde sözlüğe konulmuş ve nefret,kin kokan,hiç de olan bitenden haberi olmayan,maksadı üzüm yemek değil,bağcıyı dövmek olan başlık ve ilk yorum.
bak kardeşim;kur'anda nesh olunan ayetler vardır,yani birtakım ayetlerin hükmü,sonradan gelen ayetlerle birlikte ortadan kalkmıştır.bu neden böyle olmuştur,çünkü birtakım emirler ve yasakların aşamalı bir şekilde kural haline gelmesi gerekmiştir.örneğin içki meselesi.içki ile ilgili inen ilk hüküm:"içkiliyken namaza yaklaşmayın"dır,yani içki ilk başta haram kılınmamıştır,sadece alkollü insanın namazdan uzak durması söylenmiştir.ama bu ayetin ardından bir süre sonra da içkiyi tamamen yasak kılan bir ayet nazil olmuştur ve ilk gönderilenin hükmü ortadan kalkmıştır.çünkü yeni nazil olmaya başlayan bir dinin yeni kurallarının,o dine ilk mensup olacak kişiler tarafından hazmedilmesi için birtakım hükümler kademe kademe emredilmiş ve yasaklanmıştır.
üstte yazan ayetleri buraya taşıyan arkadaşın neshedilme meselesinden ve mekki-medeni ayetler diye bir ayetten haberi yok besbelli.
mekki ayetler,peygamberimiz s.a.v.'in mekke'de yaşarken kendisine vahyedilen ayetlerdir.bu ayetler vahyedilirken bir islam toplumundan ve otoritesinden söz etmek mümkün değildir,nitekim mekke döneminde putperest bir kavmin hükmü geçmektedir ve islami kuralların otoriteyi ilgilendiren kısmıyla ilgili ayetler indirilmemiştir.mekke döneminde daha çok Allah c.c.'a iman etmenin mahiyeti üzerinde durulmuş,yani itikadi konular birinci derecede önem kazanmıştır.
ne zaman ki hz.peygamber s.a.v. medine'ye hicret etmiştir,medine'de islami bir toplum,islami bir siyasi,toplumsal ve ekonomik düzen kurulabilmiştir.bu düzenin kurulmasıyla birlikte,Allah c.c. Kur'an aracılığıyla Resulüne sosyal hayata ilişkin düzenlemeler getiren buyruklarını vahyetmiştir,böylece önceden indirilen birtakım ayetler de,yukarıda anlatmaya çalıştığım neshedilme uygulamasına tabi olmuşlardır.medine'de inen bu ayetlere de "medeni ayetler"denir.
Müslüman olmak demek,hem kelime anlamı itibariyle,hem ifade ettiği gerçek anlamıyla "teslim olmak"demektir.islam demek,Allah c.c.'ın emir ve yasaklarının bizim için en doğru olduğuna bütün kalbimizle inanmak ve bunun gereklerini yerine getirmeye çalışmaktır.teftiş ederek,"acaba"larla iman edilmez.bizi yaratan yüce kudretin,bizim hakkımızdaki en doğru hükmü verebileceğinin onaylanmasıdır islam.nitekim bir mekanizmayı yaratan,ona şekil ve irade veren,yarattığı hakkında en doğru hükmü de verebilecek olandır,lakin buna şeksiz şüphesiz iman etmek ya da etmemek bir inanç meselesidir,zaten işin imtihan boyutu da buradan kaynaklanmaktadır.
islam'da zulüm yoktur,eğer Allah-u teala'nın bir emrinin icrası varsa,orada zulüm değil,adalet vardır.biz,modern toplum anlayışının ve küçüklükten beri aldığımız eğitimin veri olarak kabul edilmesiyle islam'ı sorgulamaya kalkışırsak komik duruma düşeriz,çünkü üzerinden çağlar geçse de doğru doğrudur,yanlış ise yanlıştır.oysa bize dayatılan modern toplum kültürü "pragmatizm"üzerine kurulu olduğu için,bizler sabit,vazgeçilmez,değişilmez doğrular olduğunu kolay algılayamayabiliriz,nitekim kafamızda canlandırdığımız "doğru"imgesi bunu idrak etmeye müsait değildir,çünkü zihnimiz şartlandırılmıştır.
Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'inde "ihtilafa düştüğünüz şey hakkındaki gerçeği yakında göreceksiniz"buyuruyor.madem ki yakında göreceğiz,o zaman ben artık susayım,kader zaten konuşmakta,kader son sözünü söylediğinde hepimiz göreceğiz.Yine Kur'an-ı Kerim'de:"Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır"denilmektedir Bakara Suresi 7.Ayet Meali'nde.