gerçekten yaşanmış olaylardan esinlenen talihsizlikler bütünüdür.
evet gereksiz yaşam formu arkadaşlarım; bugun anlatacağım talihsizlikler halen dört nala sürmeye devam etmekte, mel'un ve bahtsız kaderin fibonacci dizilimleri , talihsizliğin altın oranını her günüme nakkaş gibi işlemektedir.
her şey çatıya yuva kuran gürültücü bir martı ile başladı. iki ay boyunca geceleri devamlı aoov aoov diye tepemde bağırıp uyutmayan sefil martının iki yavrusu oldu. sesler kesildi. ta ki , yavrulardan biri çatıdan yere düşene kadar. besili tombik kedi büyüklüğündeki yavru düşünce kanadını kırdı. ben de naif ve asil ruhumun vicdani baskılarına dayanamayarak alıp yavruyu veterinere götürdüm. veteriner kanadın omurgadan kırıldığını ve yapacak bir şey olmadığını, elim bir şekilde yavrunun hiç uçamayacağını söyledi. ben de yavruyu alıp tekrar çatıya koydum. yavrunun annesi olan martı çatıya konup yavrusunu saatlerce azarladı. ondan sonraki on gün boyunca sokağın sonuna kadar tepemde beni takip edip bağırdı, çığırdı.
tam anneden kurtulduğumu düşünürken yavru yine çatıdan düştü. sarı benekli bir kedi tam yavruyu yiyecekken koşup kurtardım, kediye çantamla vurup onu defettim. yavruyu tekrar çatıya koydum. akşam odama girdiğimde sarı nalet kediyi yatağımın başucunda gördüm. bana düşmanca nazarlarla bakıyor ve yerinden hiç kıpırdamıyordu. ona vurup dışarı attım ve tehdit ettim.
haliyle kedi düşmanım oldu. balkondaki her şeyi parçaladı, odama girmeye devam etti, çişini yaptı. bu arada anne martı da devamlı peşimdeydi. sokağın sonuna kadar hem martı hem kedi peşimi bırakmaz oldu. bu nları size anlatırken nerede hata yapmış olabileceğimi düşünüyor, olanların sırrını çözmeye uğraşıyorum.