baba şefakati ve desteği görmeyen, babasına öfkesini dışavurarak değil pasif bir agresyon ile hep susarak gösteren çocuk bukowski'nin gitgide kendi iç dünyasına gömülmesi ile başlayan, yazmak ile gitgide perçimlenen mezara kadar da kendisini bırakmayan sadık bir illettir.