haziran 2015 seçimlerinde hdp

entry2 galeri
    1.
  1. Haziran 2015 seçimlerinin en önemli sonucu, şimdiye kadar barajı geçmeye yaklaşamamış olan HDP'nin barajı geçmesiydi. HDP'nin bu kazanımını tek bir nedene bağlayamayız çünkü hiç bir siyasal aksiyon tek bir sosyolojik nedene bağlı olarak gelişmez.

    HDP'nin bana göre bu gelişimindeki en önemli neden, HDP'nin parti yapısı içindeki en yüksek kuvvet olan yerel Kürt burjuvazisidir. Lokal Kürt burjuvazinin bu yükselişini ulusal çaptaki Türk burjuvazisiyle çıkarlarının çatışması ve dahası, artık ulus devlet çapındaki o burjuvaziye diklenebilecek seviyeye gelmiş olması olarak okuyabiliriz. HDP'nin diğer kuvveti, geleneksel oy tabanı olan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinden almış olduğu oylardır. Diğer ve belki de en çarpıcı olan, 2013 Gezi Parkı olaylarından bu yana yükselen kentli / sol / seküler / orta ve alt sınıf harekete dayalı oylardı. Mevcut iktidarın kırsal / sağ / muhafazakar / kapitalist kimliğine karşı çok-kimlikli, bir çok kimliği kapsayıcı bir duruş olan Gezi Parkı hareketi, sermayenin yoğunlaşan saldırısına karşı toplumun bu saldırıda payı olmayan bir çok kesimince sahiplenildi.

    Şu nokta siyaset ile ilgilenen birinin merakını celp edebilir ki, Kürt milliyetçiliğine dayalı, Kürt kökenli Türkiye vatandaşlarının haklarını arama iddiasında ve açıkça dillendirmese bile, olası bir Kürdistan ihtimalinin peşinden koşan bir siyasi hareket ne kadar sosyalist, eşitlikçi ve alt ile orta sınıfın çıkarlarını temsil eden bir partiye dönüşebilir ? Burada daha çok bir karşılıklı beklentilerin uyuşmasını temaşa ediyoruz: anti-sistem kitle kendi haklarını / çıkarlarını dillendirecek bir partiye ihtiyaç duyarken, HDP'de barajı geçmek için kendi kemik oy tabanını kırarak onu genişletmeye ihtiyaç duyuyordu. HDP'nin bu 'emekçi' partisi görünümünün geçici ve günün koşullarına bağlı olarak kazanılmış zoraki bir kimlik olduğunu belirtmek zorundayız. HDP böyle bir toplumsal hareketin / altyapının oluşturduğu bir parti olmadığı gibi, parti misyonunda da böyle bir amaç bulunmamaktadır.

    Keza en başta söylediğimiz gibi, HDP en öncelikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki yerel Kürt sermaye gruplarının (hemen tamamı etnik olarak Kürt) çıkarlarının temsilcisidir. HDP'nin yükselişi en başta lokal ölçekteki bu burjuvazinin güç kazanması olarak okunmalıdır. HDP bu yöndeki rengini gelecek günlerde daha da çok belli edecektir. Zaten Kürdistan hedefinin altında yatan neden de budur; yerel Kürt burjuvazisinin çıkarlarının Türkiye Cumhuriyeti'nden kopmayı gerektirmesi.. en azından özerklik veya federasyon ile şimdi olduğundan daha avantajlı bir konuma taşınması. Bu açıdan HDP'nin burada durmayacağını söyleyebiliriz. HDP'nin derdi ne birinci parti olduğu bölgelerdeki insanların çıkarlarını savunmak ne de Gezi olaylarına müteakip oluşmuş ve siyasal alanda temsil özlemi duyan kitlelerin çıkarlarını temsil etmektir. Her ne kadar bu bireyler sistemin üç başat partisinden (AKP, MHP, CHP) yılmış olsalar da, her ne kadar kendilerini temsil edecek yeni bir siyasi soluk isteseler de, farkında olmadıkları HDP'nin burjuvaziye hizmet açısından ismi sayılan üç partiden farklı olmadığıdır.

    Esasen mevcut sistem içerisinde de alt ve orta sınıfın çıkarlarını temsil eden bir parti kurulabilir. Bu daha önce örneğini 1961 yılında Meclis'e milletvekili sokan Türkiye işçi Partisi ile vermiştir. Ancak böylesi bir parti yapısı, kendi içinde sınıfsal çıkarlarının gayet bilincinde olan bir sınıf bilinci ister. Gezi olaylarının bıraktığı tortuda var olan toplumsal gruplar, böylesi bir siyasi partiyi kendi içinden çıkarmaktan çok uzaktır. Hareketin çok parçalı ve heterojen yapısı yalnızca bir siyasi parti çıkarımını zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda onu kolay dağılabilen, kırılgan bir sosyolojik görünüme oturtur. Nitekim de öyle olmuştur: 2013 Haziran'dan bu yana geçen zaman diliminde hareket kendini tekrarlayamadığı gibi bir siyasi parti oluşturamamış ancak sözde sosyalist - emekçi - özgürlükçü sloganlarla gelen HDP'nin yanında toplanmayı tercih etmiştir. Yani, var olan bir partiyi. Tabii hareketteki kişilerin tamamının da HDP'ye oy vermediğini unutmamalıyız. Velhasıl-ı kelam, HDP ve Gezi hareketi destekleyenleri arasındaki bu geçici ilişki mümkün olduğunca az ciddiye alınabilir ve Türkiye'deki anti-sistem bireylerin ve grupların daha ciddi bir oluşuma ihtiyaç duyduğu aşikardır.
    0 ...