bir şehir ansızın kaçar ellerimden;
ey gece! haşır neşiriz şimdi seninle;
bugün bahar değil
bugün güller açmayacak
daha neşeli olmayacak kadınlar
ağlaması kesilmeyecek bebeklerin
sen kucağında okşarken
güneşin saçlarını;
ben yüreğimin harap mahzeninde
gömülü kalacağım
bir tutam şiir ile.
şimdi nasıl sabah olacak;
ah anılar! tanrı bilir anılar,
yalınayak düşlerimizden
ve kaçamak bakışlarımızdan
sıyrılamayacaklar
ölümün rengi gözükecek şafakta
ey gece! bu hüzün saltanatı
al düşlerimde ki karboyu beyazı;
kirli sakallarımda bir iz bırak ellerinden
al bu terki diyarı ansızın kaçır;
saçlarıma dokunsun tanrının elleri
bir şafak ki turnalardan
ölümün tam 12 mil ardından!
bir şafak ki sabaha dek
çatlatacak meraktan!
beni kurtar bu hüzünden gece!
al ellerimi kavuştur ellerine
koy yüreğimi masaya;
sızlayan gözlerimi bırakma sakın!
rengimi sal gökyüzüne;
yarımasırlık düşlerimi sök benden!
o hiç göremediğim gülümsemeni bahşet;
al bu şiiri,
benden esirgediğin gökkuşağını unutma!
ama kurtar beni bu hüzünden..