--spoiler--
(Internetten alıntıdır)
yıl 1957. anadolu'nun küçük bir köyü.
olayları annemin ağzından dinliyoruz; "...o zaman çok küçüktüm. zar zor
hatırlıyorum. bizim köyde bi kadın öldü.
çok illet bi kadındı hiç kimseyle
geçinmez, herkesle kavgalı bi kadındı.
ne zaman birine sinirlense "ölünce
inşallah cancoloz olurum da seni çağırırım" derdi. pek seveni yoktu. bu kadın öldükten bi kaç ay sonra köyde
ilginç ölümler başladı. ölen kişi ilk önce
bu kadını rüyasında gördüğünü ve
kendisini çağırdığını söyleyip bir kaç gün
sonra basit bi nedenden dolayı
ölüyordu. köyün ileri gelenleri konuyu ilçe
müftüsüne danıştılar. müftü o kadının
mezarının açılması gerektiğini ve başı
vücudundan ayrıldıktan sonra başını
ayaklarının arasına alıp tekrar
gömülmesi gerektiğini bir yazıyla jandarma'ya bildirmiş. jandarma da
gerekli güvenlik önemlerini aldıktan
sonra mezarın açılmasına resmi olarak
izin vermiş. (bakın bu olaylar resmi
olarak türkiye'de oluyor. ne kadar ilginç
değil mi?) mezarın açılacağı gün gelip çatınca köy
ahalisi köy meydanında toplantı.
kadının yakınları mezarın açılmasına
karşı çıktı. kadının kızının dedikleri hala
aklımda "inşallah sizi de çağırır!",
"pişirin de etini yiyin!" vs vs.... müftü, jandarma ve köylüler eşliğinde
mezar açıldı. ortaya çıkan görüntü
karşısında nöbet bekleyen jandarmalar
bile kaçtılar. annem de beni
uzaklaştırdı. mezarın başında sadece
3-4 köylü kaldı. bunlardan biri de dedem. bundan sonrasını anlatanlardan
biliyorum.
--spoiler--