başörtüsü yasağı

entry56 galeri
    30.
  1. son yıllarda sürekli olarak "başörtülü bacılarımıza zulüm yaptılar. onları okutmamıza izin vermediler" denilerek eleştirilen yasaklar. ben de kendisinin savunucusu olmadım hiçbir zaman.

    ama artık öyle bir hale geldim ki bunu söyleyenlerin çoğunun o dönemleri yaşadıklarını düşünmemeye başladım. kimse bana o dönemleri anlatmaya falan kalkmasın. ailemle birlikte çok yakından gördüm ben o dönemleri. çok yakından yaşadım.

    ilkokuldayken başörtüsüne kesinlikle karşı olan, okul çıkışında başörtüsü takan öğrencilerine soğuk soğuk bakışlar atan bir hocam vardı. bir gün bir köşe yazısı tarzı bir şey yazmamızı istedi. en beğendiklerini okul panosuna asacağını söyledi. ben de başörtüsü hakkında yazdım. verdim veriştirdim, ağzıma ne geliyorsa yazdım. elbette küfür falan yoktu ama baş örtüsüne karışanları iki yüzlü ve yobaz olmakla, özgürlüklerin karşısında durmakla suçluyordum. ve bilin ne oldu? bahsettiğim hoca beni yanına çağırdı. tebrik etti. yazımı panoya asacağını söyledi. yine de kendisinin aynı fikirde olmadığını, baş örtüsünün kadını toplumsal hayatın dışına ittiğini ama başörtüsüne getirilen kısıtlamaların da abartılı olduğunu ve bu konuda haklı olduğumu söyledi.

    o hocamla daha pek çok defa tartıştık bu konuyu, her seferinde beni olgunlukla dinledi. "benim inancıma göre başını örtmeyen bir kadın, ahlaki sorunları olan bir kadındır" diyecek kadar küstahlaşmama rağmen, hocam beni büyük bir olgunlukla dinledi ve fikirlerimi yumuşatmaya çalıştı. meseleye farklı açılardan da bakmam gerektiğini söyledi. şimdi düşünüyorum da o insana ne kadar çok şey borçluyum. halbuki o gün beni azarlasa, "işte sizler böyle yobaz insanlarsınız, kendiniz gibi olmayanlara saygınız yok" dese bugün çok daha farklı düşünecektim. kafamda "onlar" ile "bizler"in asla uzlaşamayacağımız ve bu yüzden birimizin kazanması için ötekinin kaybetmesi gerektiğini düşünecektim.

    şimdi bugünle o dönemleri kıyaslıyorum da, aslında başörtüsü meselesi de tıpkı başka pek çok sorunumuz gibi, devletimizin toplumun başına ördüğü sorunlardan birisiymiş. tamamen yapay ve anlamsız bir mesele. başörtülü kadınları üniversiteye almamak, çocuklarının yemin merasimine almamak vs... kime ne fayda sağladı? peki toplumda yarattığı o derin ayrım, açtığı yaralar?

    ama sapla samanı da birbirine karıştırmamak lazım. bugün devletin geçmişte solculara, alevilere, kürtlere, ülkücülere, köylüye ve daha nicelerine yaptığı onca zulüm konuşulmazken başörtüsü meselesinin ısıtılıp ısıtılıp tekrar gündeme getirilmesi, goygoyculuktan başka bir şey değildir. evet, başörtülülere bu devlet bir müddet boyunca ayrımcılık uyguladı. onları dışladı. ama iddia ediyorum devletin "başörtülü bacılara" uyguladığı ayrımcılık, şiddet; onların başka başörtülü yakınlarından, kocalarından, babalarından, çevrelerinden; kısaca toplumdan, gördükleri baskının yanında hiç kalır. ve işin garibi hiç kimse bunları konuşmaz. halbuki ben kendi çevremde "mahalle baskısıyla" başını açan bir tek kadın tanımamama rağmen, mahalle baskısıyla başını örten bir çok kadın tanıyorum. yahu elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin, bir kadının şişlide, kadıköyde başörtüsüyle dolaşması mı daha kolay bir şey; yoksa yozgatta, adıyamanda mini etekle dolaşması mı? üstelik kimse kusura bakmasın ama bu durum doksanlarda da çok farklı değildi. seksenleri bilemeyeceğim.

    klasik siyasal islamcı yavşaklığı her konuda olduğu gibi bunda da kendisini gösteriyor. bu öyle arabesk bir yavşaklık ki, doksanları yaşamış insanlara hayret verecek bir doksanlar tasviri yapmakta hiç beis görmüyorlar. zannedersin ki başörtülüler o dönemde asit kuyularına atılmışlar, hapislerde çürütülmüşler, faili meçhul cinayetlere kurban gitmişler. bunları o dönemin başörtülü kızlarına söylemiyorum aslında. bu konuda en büyük yaygarayı koparanlar, onlar olmadı hiç bir zaman. onların acılarından beslenen siyasal islamcı yavşak tayfa oldu.

    ben ortaokulda çocuk aklımla ha bire bir şeyler yazıp çizerken, hocalarımla tartışırken; bu insanlar bana akıl veriyorlardı "aman yavrucuğum, sen okumana bak. öyle şeylere takılma" diye. o dönemde kızını yurt dışında okutan bir yakınım "boş ver be yavrum yaa. memleketi sen mi kurtaracaksın? sen hocalarınla aranı iyi tut, ileride iyi yerlere gel. paranla ez onları" şeklinde çok felsefi(!) ve çok ahlaklı(!) bir öneride bulunmuştu. bir başka cemaatçi tanıdığım ise tvde başörtüsü eylemi yapan kızları tartaklayan polisleri seyredip "başörtülü kızın üniversitede ne işi var yahu? bir de provokasyon yapmaya çalışıyorlar utanmadan. polis yine iyi sabretmiş" demişti, hiç unutmuyorum. tabii cemaatçi dediysek aklınıza hemen gülenciler gelmesin. onların da o dönemlerde meseleye nasıl baktıklarını biliyorum, gerekli kaynakları da bulduğum zaman onlar hakkında da yazarım gerekirse. ama şimdi iftirada bulunup gerçekleri çarpıtmanın da anlamı yok.

    ulan sizler, çocuklarınızı falanca dershanelere "fişlenmesin" diyerek göndermiyordunuz korkunuzdan be. o kızlar üniversite kapısında ağlaşırlarken siz tv başında ahkam kesiyordunuz. şimdi mi sizin davanız oldu başörtüsü? şimdi mi aklınıza geldi yaşanan acılar? acı dediğimiz de bir avuç başörtülü kızın üniversite kapısından içeri alınmamaları, hocalarından baskı görmeleri falan. peki o dönemde siyasal islamcı erkeklerin elleri armut mu topluyordu, nasıl koruyamadınız o kızları? çünkü siz ne ülkücüler gibi, ne solcular gibi ne de kendilerini günahım kadar sevmesem bile milli görüşçüler gibi "dava adamı" değildiniz ki. üniversitede olaylara karışmazdınız. memur olduğunuzda "devletin kurallarına saygı duyacaksın kardeşim" diye ahkam keserdiniz. es kaza üniversitede hoca olanlarınız gıkını çıkarmazdı işimden olurum neme lazım diyerek. ama şimdi biliyorsunuz ki başörtüsü yasağından dem vurmak prim yapıyor, bire on katıp anlatıyorsunuz. abarta abarta değerini düşürdünüz başörtüsü meselesinin. tek bir kabataş yalanıyla gezi eylemlerinde yer alan yüz binlerce, milyonlarca insanı mağdur ettiniz, onları yobaz dangalaklara açık hedef haline getirdiniz ve buna rağmen hala bile utanmadan konuşabiliyorsunuz.

    başörtüsü meselesi bitti. geride kaldı. benim gibi "özgürlükçü" düşünen, devletin değil bireyin yanında yer alan, neci olduğuna bakmaksızın haklının ve mağdurun yanında yer almaya çalışan saftiriklere de büyük bir ders verdiniz attığınız kazıklarla. sağ olun.

    şimdi düşünüyorum da, hakikaten de başörtüsü meselesinin çok dışında ama onunla da alakalı bir sorunumuz varmış bizim. o da işte bu siyasal islamcı yavşaklarmış. ben onları çok geç fark ettim. yıllarca aralarında olmama rağmen, yıllarca onları savunmama rağmen gerçek yüzlerini çok geç gördüm. nasıl ki ben çocukken başını örtmeyen kadının ahlaksız olduğunu düşünmüşsem, bunlar da başını örtmeyen kadınlara "orospu" gözüyle bakıyorlar. aslına bakarsanız kendi çevrelerindeki kadınlar da dahil olmak üzere her kadın onların gözünde potansiyel bir orospu. bu yüzden kadını sadece örtülerle, kıyafetlerle değil; her anlamda örtmek için uğraş veriyorlar. bir kadın türban giyse, ağzını burnunu peçeyle sarsa yine de yaranamaz bunlara. minibüse binse "ne işin var senin minibüste be kadın" diye azarlanırlar. alış verişe çıksalar, başka bir "islamcı" hödük tarafından ayıplanabilirler.

    hele kendi çevrelerindeki insanlara yaptıkları baskılar? zorla namaz kıldırmaya çalışırlar, anne babaya azar çekerler "nasıl çocuk yetiştirmişsiniz böyle" diye. çocukların yaptıklarını ailelerine ispiyonlarlar kendi üstlerine vazifeymiş gibi. cahil ve saf insanların akıllarına fitne sokarlar "bak senin karın şöyle giyiniyor, böyle şeyler yapıyor" bilmem ne diye...

    tamam, başörtüsü yasak olmamalı. inancından dolayı bunu giyen insanlara devlet karışamamalı. ama bir kadının aile ya da çevre zoruyla kapanmasının da önüne geçilmesi lazım. 5 yaşındaki çocuğa başörtüsü giydirilmez. bunun engellenmesi, yasaklanması lazım. en önemlisi, işte bu yobazlıktan gözü dönmüş kitlenin hem bir yandan eğitilmesi hem de bunların baskılarının bertaraf edilmesi lazım. aksi halde her gün yüz binlerce kadının kocasından dayak yediği, yüz binlerce kızın giyiminden dolayı taciz edildiği bir ülkede biz hala doksanlarda başörtülü bacılarımızın nasıl üniversite kapısından dönderildiklerini, ikna odalarında baskıya uğratıldıklarını konuşmaya devam ederiz.
    6 ...