Seni rüyamda o kadar çok gördüm ki sırf o rüyaları birleştirip çok güzel, sana özel bir hikaye yazdım. Aradan yıllar geçti biliyorum. Ancak tanıdığım hiçbir kadın sana eşdeğer olamadı. Evet, belki uzun boylu değildin, dinlediğimde şiir gibi gelmiyordu sesin ve bazen kabalık ediyordun. Bunlar hiç önemli değil. Belki seni gerçekten çok abartıyorum ama inan önemli değil. Ben sıradan biri değildim biliyorsun. Ve sen de öyle. Seni ilk tanıdığımda aldığım enerji, seni şimdi düşünürken ve bazen geceleri düşlerken hissettiklerimden çok da farklı değil.
Ben seni tanımak için tüm ömrümü vermeye hazırdım bunu biliyor olmalısın. Seni, çevreni, seni özel yapan her şeyi. Tanımak isterdim ve bu belki de hayatımın en eğlenceli oyunu olurdu. Peki sen beni yeterince tanımak istemez miydin? içimde biriken onca şey var ki. Senden sonra hayatıma giren her kadına küçük de olsa yalanlar söyledim. Seni unutturabilmek için aşağılık bir yöntemdi bu başkasını kullanmak. Vicdanım sızladı her biri için. Peki gece yatağımda uzanırken sorduğum şey: buna değer miydi? Seni unutmaya yeter miydi bir başkasının sıcak gülümsemesi? Dudaklarındaki tadı almak, senin vişne dudaklarından dökülen cümleleri ve hatta hırıltıları bile yok eder miydi? Hayır, üzgünüm ama hafızamın derinliklerine atamadı.
Ben seni yanlış bir zamanda tanıdığımı söyledim. Belki sırf o yüzden özeldin. Sen hayatım griden zifiri karanlığa dönerken ışığım oldun. Evet, sana yazdığım şiirlerde kullandığım ifade buydu aynı zamanda. Basit ama benim için anlamlı.
Biliyor musun, sana hiç itiraf etmedim ama seninle ilk karşılaştığımızda gösterdiğin ilgi bende farklı bir anlam içeriyordu. Bir başkasına aşıktım o zaman ve senin sıcaklığına aldanıp seni kullanmaya karar vermiştim. Eğer hoşlandığım hız bana yüz vermezse onun acısını seninle unutmaya çalışacaktım. Ah, ne gülünç bir ironi. Bilmiyorsun ama ben işte böyle bir şerefsizdim aynı zamanda. Seni öyle çok seviyor ve de kıskanıyordum ki senin kötü huylarınla ilgili hikaye yazmıştım bir gecede. Çirkince. Hepsinden utanıyorum. Ve geçmiş, hissettiklerimi dışa vurmayışım bana iyi hal indirimi kazandırıyor sadece.
Bazen işyerinde rehavete kapıldığım oluyor, tembelliğe çok müsaitim bunu biliyorsun. O zamanlarda kafamda seni canlandırmaya çalışırım. Gülümsemen, bıraktığın/bıraktığım hayal kırıklıkları ve çocukça düşlerim. Buna odaklanırım önce. Bu öyle bir acı verir ki bana, kurtulmak için bir şeylere odaklanmam gerektiğini şartlandırırım. Yaptığım işe o kadar yoğunlaşırım ki beni işte o zaman tanıyamazsın. Çünkü içimde bir canavar hissederim. Kendi beslediğim bir canavar. Hem işime yarar hem de ölümüne işkence eder. Bunun kaynağı sensin işte.
Daha yazmak istiyorum sayfalarca ama canımı acıtıyor. Göz yaşlarım dökülürken şimdi bile, ben bu geceyi nasıl bitiririm?
Bunları yazmak zorundaydım çünkü seni bir daha göremeyeceğim. Eğer bu yazdıklarımı okuyorsan eğer, ve 'batt benden ne istiyorsun?' diye soruyorsan kendince, beni hatırlamanı istiyorum. Belki evlendin, güzel bir yuva kurdun ve gerçekten mutlusun(en büyük isteğim). Senden tek isteğim, beni hatırla ne olursun.