artık tarife pek gerek kalmıyor, hep aynı berbere gidiyorum ama çocukken dedem götürürdü beni berbere.
"al bunu kıriz et" derdi. kıriz demek, saçların makineyle bire vurulması demek. sinirimden çatlardım, ağlamamak için dudaklarımı ısıra ısıra patlatırdım ama birşey diyemezdim.
geçen gün yeğeni götürdüm berbere. daha yoldayken "sen karışma dayı" dedi. berber koltuğuna oturunca abartısız bi beş dakika anlattı nasıl kesmesi gerektiğini.
zamane çocukları bi başka mirim. (ya da biz salakmışız!)