ilkokul aşkı

entry159 galeri
    103.
  1. kelimeler yetmez derler ben ifade edemiyorum işte, o yüzden "o" diyorum sevdiğime.
    "o" nun yanın da Ahmet vardı bi tane.. rahat bırakmazdı bizi bu ahmet.

    yan yanaydı sıralarımız, "o" orta sıra en önünde oturur, bende pencere sırasının en önünde otururdum, başımın belası ahmette en arkada otururdu.
    kafamızı sıraya yaslayıp uzun uzun bakışırdık utanarak, kızararak.

    ahmet severdi onu, ben de severdim.

    saçını çekerek kaçardık tenefüslerde, sonra peşimize takılır kovalardı bizi sıraların arasında, genelde Ahmet'i kovalardı, belki utandığından belki kıskandırmak istemesinden veya hiç ilgilenmediğindendir derdim. ama kızardım, kıskanırdım, tokat atacaksa bile bana atmasını isterdim ahmete değil.

    gözlerinin içi gülüyordu, heyecanlıydı o gün . ders arasında beni çağırdı yanına.

    gittim.

    "sana bişey söylicem".
    "söyle noldu ?"
    "başını eğde kulağına söylicem"

    afalladım önce bi an başımı eğmeye yeltendim. allahım! yine ahmet...

    nasıl, ne ara gördün be ahmet ? beni çağırdığını anlar anlamaz damladı hemen arka sıradan yanımıza. dedim ya rahat bırakmazdı bizi.
    yakaladı yine sevdiceğimin sıcak nefesini kulaklarım da hissedemeden.
    şakacı bi tavırla;
    "ne oluyo, ne diyeceksin , bana da söyle banada söyle." diyerek başını eğip birşeyler duymaya çabalıyordu ama ne kendisi bişey anlıyordu ne de ben. sonuçta yine turp sıktı güzelim ortama ahmet.

    kızamıyordum da çocuğa oda bana kızamazdı. ahmetle benimki tatlı bi zıtlaşmaydı ama severdik ikimizde.

    tekrar eğildim, kulağım nefesiyle gıdıklandı, gülüyordu sürekli.

    "ben.." dedi önce, sustu sonra. tebessüm etti.
    söyleyemiyordu.
    kelimeler tıkanıyor muydu boğazında yoksa anlamamı mı bekliyordu ?

    yine ahmet.yine ahmet yine ahmet.. merak içersinde bazen beni itiyor, kulağını eğip bizi duymayı istiyordu.
    "bana da söyle banada, ne dedi" kulağını eğip ahmette duymaya çalışıyordu bizi. evet bizi, evet beni, beni seçmişti o, ahmeti kovalıyordu ama beni seviyordu işte..

    " ben seni se.." dedi ki devamını yine getiremeden utangaçlığının allığı yüzünün her yanını bürüdü.



    aklıma bi fikir geldi anında, sonunda ahmeti uzaklaştırabilirdim. hemen plan yaptım ve uygulamaya geçtim.

    Önce 1-2 saniye uzaklaşıp kapıya yöneldim sevdiceğim nereye gidiyorsun der gibi bakıyordu. Dışarı çıkıp tekrar içeri girdim.
    "hoca geliyor, ben yerime geçiyorum" dedim ve sırama doğru 1-2 adım atar atmaz, ahmete de bulaştı panik. yerime geçtiğimi görünce sırasına doğru hareket etti hemen ardımdan.

    ahmetin yerine doğru hareket ettiğini görünce hemen geri döndüm daha sırama ulaşmadan. Ahmeti alt etmiştim.
    " ne diyecektin çabuk söyle" dedim, heyecanlıydım beni seçmişti işte.

    tüm cesaretiyle ;
    "deniz ben seni .."
    "deniz ben seni sevv.." dedi. kaldırdım başımı yüzüne baktım. sonra sustu "o", tebessüm yoktu çehresinde artık. bekleyiş vardı.masumiyet vardı. Onu öpmek yerine yine eğdim son kez başım.

    hoca sınıf kapısından gözüktü o sırada, herkes oturmuş ben "o" nun yanında kulağımı eğmiştim.

    Söylediklerinin yeterli oldugunu düşünmüş olacak ki
    "deniz sen tam bir salaksın" dedi "o" başımı son kez eğdiğimde. "bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş" derler. bir "salak" kelimesinin benim geleceğimde bu kadar etkili olacağını sanmazdım.

    hoca girdi içeri sonra. ayakta gördü beni ama bişey demedi. hoş ne derse desin artık. dokunurmuydu bana. bişey diyememiştim sevdiğime o yeterdi bana. diyemiyordum da. erkekliğe adım atmaktı o cesareti göstermek ama ben "salaktım" bir defa. o günden sonra kırk defa söylemeye gerek kalmadan salak olarak kaldım. Hala" deniz sen tam bir salaksın derim kendime. o günün hüznü ve salaklıgı içimde uktedir.

    yüzüm soldu, durgunlaştım, diyemedim kimseye bişey eve gidene kadar. Sebebini ben de bilmiyorum, korku, çocukluk, hafife almak belki olanı biteni. o günden sonra "o" da yüzünü astı hep ama gözlerini kaçırmıyordu, umut bakıyordu "o"nun gözlerinden. Benden cevap bekliyordu kız haliyle. ben ise susuyordum erkekliğimle. korkuyordum hala. Veremedim cevabını ona "ben de seni seviyorum" diye. uzaklaştı benden. değil saçını çekip kaçmak yüzüne bakamıyordum artık. ahmet bile şaka yapamıyordu bağırıp çağırıyordu hemen. tokat bile yiyemiyordu ağız tadıyla çocuk.

    ahmet, "ne oldu ona" derdi arada bana.
    ne olacak benim gibi bi "salağın" yüzünden diyemezdim tabi... yıl bitti, söyleyecektim artık seneye, büyümüştüm biraz daha bekliyordum sabırsızlıkla. sonraki sene gelmedi okula. okulu bırakmış. Belkide kız oldugu için ailesi okuldan almış. siz siz olun çocuklar "ona" sevdiğinizi söylemekten korkmayın!
    0 ...