Başkanlık sistemine nazaran başkandan ziyade halk odaklı olduğunu düşündüren yönetim sistemi.
Yerel yönetim ağırlıklı sistem.
Her işin yerelde çözüldüğü bir sistem. Toplanan vergiler dahi önce 5-10 yıllık yerel kalkınma planına göre ihtiyaç kısmı bloke edilir, kalanından ulusal giderlere aktarım yapılır. Yerel maden ocakları yerel yönetimce işletilip gelirleri yerli vergi mükelleflerine ödediği vergisi oranında pay dağıtımı yapılır. Yerel şirketlerin (toplu taşıma) (büfe-saha vs kiraları) gelirlerinin zorunlu ve planlanan giderlerden fazlası yine vergi mükelleflerine dağıtılır. Bu oluşum ve şirketlerin yöneticileri veya yönetimi belirleyecek heyetler yerel seçimlerde seçilir.
Eyalet yönetimini seçenler dış güçler, başkan, parti veya para olmadığı, bizzat vatandaş seçtiği zaman bu sistem işler. Bir bakıma Sistem ankara odaklı değil, mahalle odaklı olur. Akıllı kent yönetimi ile harcanan her kuruş, ödenen her vergi takip edilir. Sistem gerçekçi uygulanır ise ver gi kaçırmak anlamsız olur çünkü kayıt altına alınan her üretimin, katma değerin geri dönüşü var.
Böyle bir sistemde %20 si vergi mükellefine geri ödenen %30luk vergi kesintisi yük olmak yerine istikrar sağlayıcı olur. Hoş mevcut KDV ve gelir vergisi de yerelde doğru yönetilse oda iş görür.
Düşününce öyle güzel şeyler oluyor ki.. Kimse kamu malına zarar vermek istemez çünkü daha dar bir alandan etkiliyor. Komşumun daha çok kazanmasını hatta ihracat yapmasını isterim çünkü eyalete giren değerlerin her mükellefe artısı oluyor.
Hem kendi çocuklarımızın hem komşumun çocuklarının daha bilgili yetkin eğitimli olmasını isterim. çünkü dar alanda her olumsuzluk her vatandaşa direk yansır. Hapishane ve okullarında masrafları yerelden karşılanır.
Böyle bir sistemde evrensel temizlik ve huzur için önce kapı önünden başlamak hemen etkisini gösterir. Turisti kazıklamak ve rahatsız etmek istemeyiz. doktorlarımızın daha huzurlu ve imkanlı olmasını isteriz ve bu benim senin onun elinde olur..daha neler neler..Atmadığın her çöpten tut ektiğin her fidana...