köy enstitüleri

entry566 galeri video2
    222.
  1. cumhuriyet tarihinin en önemli ve en anlamlı eğitim projesidir. daha önce de bahsedildiği gibi bu projeden önce, pek çok farklı ülkede de benzer enstitüler kurulmuş, bu enstitülerden de ciddi katkılar alınmıştır.

    hatta buna benzer bir örnek de israildeki kibbutzlardır. kibbutzlar köy enstitülerinden aşağı yukarı 30 yıl önce israilde kurulmaya başlanmış ve israilin kuruluş sürecinde ve kalkınmasında önemli rol oynamışlardı. bu örnekler çoğaltılabilir tabii ama şuna değinmeden geçemeyeceğim. kibbutzlar özleri itibariyle oldukça sosyalist ve toplumsal normlara alabildiğine aykırı bir felsefi pratik üzerine oluşturulmuş olmalarına rağmen ne enteresandır ki israile sosyalizm gelmemiştir!

    köy enstitüleri neden bu kadar önemliydi?

    öncelikle köy enstitülerinin kurulduğu tarihe bakmak lazım. 1930ların sonu. aslında köylülere yönelik eğitim projeleri bundan öncesinde başlatılmıştı zaten. peki bu dönem nasıl bir dönem? dünyada faşizm eğiliminin olanca kuvvetiyle arttığı ve köylülüğün çözülmeye başladığı bir dönem. köylü hareketleri tarihin bu döneminde çok dikkatle incelenmiş ve konu hakkında derin analizler yapılmış. görülmüş ki köylerden şehirlere yoğun insan göçünün yaşanması, faşizme eğilimi de otomatik olarak artırıyor. aynı zamanda iş bulamayan göçmen köylüler mutsuz ve çaresiz oluyorlar, radikal fikirlere açık bir hale geliyorlar ve toplum için tehdit oluşturuyorlar.

    işte bunun önünü almanın en önemli yolu da köylerin bu insanların yaşamaları için uygun bir hale getirilmesiydi. böylece köylüler kendi köylerini kalkındıracaklardı. köylerde artan zenginlik ve verimlilik de yine köy halkının şehirlere göç etmesini engelleyecek, köylüler kendi ihtiyaçlarını kendileri giderebileceklerdi. köy enstitülerinde yetişen gençler, köylerine birer "hoca" olarak dönecekler ve cahil kalmış, dünyada olan bitenden pek haberi olmayan köylüleri eğiteceklerdi. onlara sadece modern ziraatı değil, aynı zamanda edebiyat, müzik, heykeltıraşlık gibi sanatları da öğreteceklerdi.

    enstitülerdeki eğitim gerçekten de özenle hazırlanmış ve çağdaş sistem ile türk toplum yapısının temel elementleri sentezlenerek oluşturulmuştu. bu sisteme göre derslerde öğrenilen bilgiler, saha çalışmasında ve iş üzerinde pratiğe dökülüyordu. enstitülerde tam bir komünal sistem hakimdi. okullar imece usulü, öğrenciler, öğretmenler ve köylüler tarafından inşa ediliyorlardı. öğrenciler ve öğretmenler aynı yemekleri paylaşıyorlar, her bakımdan birbirleriyle denk olarak her şeylerini paylaşıyorlardı. eşitlik ve adalet prensipleri öylesine kuvvetliydi ki, ismet inönü ziyarete geldiğinde ona verilen yemeğin farklı olması bile cumartesi toplantılarında eleştiri konusu olmuştu. kaçak saraya ses çıkaramayan ve hatta büyük sarayın büyük türkiyenin gücünü göstereceğine inananların böyle bir şeyi anlamlandırmasını beklemiyorum zaten. ama sırf şu olay bile köy enstitülerinin ne kadar da hür iradeli ve hür vicdanlı bireyler yetiştirdiklerinin göstergesidir.

    şimdi düşünün bakalım bu genç aydınlar köylerine döndüklerinde büyük toprak sahiplerini, toprak ağalarını nasıl eleştirecekler, bu adaletsiz düzeni bozmak ve köylüyü bilinçlendirmek için nasıl çabalayacaklardı? demokrasi kültürünün bugün bile bir türlü yerleşemediği köylerde kim bilir nasıl bir mücadeleci demokrasi kültürü yayılacak, kim bilir ülke halkı olarak nasıl da bilinçli nesiller yetiştirebilecektik? hem belki böyle bir halk, adnan menderesin demokrasiyi ve anayasayı talan etmesini de, sonrasında darbeyle düşürülmesini de, darbeci cuntaları da, alevi sünni kavgasını da, pkknın oluşmasını da ve belki daha nice elim vakayı da çok önceden engelleyebilecek, belki türkiye yetiştireceği pırıl pırıl, düşünen, sorgulayan, anlamaya çalışan nesillerle kim bilir ne seviyelere yükselecekti?

    tüm bu sorular cevapsız kalmıştır. çünkü türkiyede yapılmak istenen her güzel şey gibi, bunun da önü kesilmiş; sebep olarak da yine o tanıdık düşman, dış mihraklar (komünizm gelecek korkusu) gösterilmiştir. aslında tarih bize göstermektedir ki, türk halkı böyle bir kafaya sahip olduğu müddetçe çürümek ve yozlaşmak için hiç bir dış mihraka ihtiyaç duymamaktadır. maalesef.
    3 ...