john carter

entry40 galeri video1
    34.
  1. Ülkemizde "Tarzan" ı yaratan adam olarak tanınan Edgar Rice Burroughs; 1875 ve 1950 yılları arasında yaşamış ve "ucuz roman" geleneğinden büyük servet kazanmış, çok ünlü bir yazardı. Ne gariptir ki onun şöhret basamaklarında ikinci sırada yer alan diğer serisi Türkçe'ye hiç çevrilmemişti. Bilim kurgu, fantazya ve romantizmin harmanlandığı bu seri;fitili "The Princess of Mars" (Mars'ın Prensesi) ile ateşlenen "Barsoom" serisiydi. Bu seri, Burroughs'un ölümüne dek 10 kitapla devam edecek ve kitapların hepsinde değil ama tamamına yakınında "esas oğlan", dünyalı Jonh Carter olacaktı.

    Bu seriden uyarlanan filmin yönetmen-senaristi Andrew Stanton'un; "Oyuncak Hikayesi"nden "Wall-E"'ye, "Kayıp Balık Nemo"dan "Monster, Inc."e çok sağlam referanslarla dolu bir kariyeri var. Disney, bu projeyi ona vermekte tereddüt etmemiş olmalı. Ama Stanton bu kez baltayı taşa vurmuş. Tamam, halihazırda öyle çok ahım şahım bir hikaye değil, John Carter'ınki. Zamanını aşan bir hayal gücüyle yazılmış olsa da, bu güne gelindiğinde, eskimiş ve zaten sınırlı bir edebi yetenek içerdiği için; en çok "beyaz dizi" standardına sahip bir hikaye. Stanton, bu hikayeyi, çeşitli eklemelerle güncellemeye çalışsa da; önceki filmlerindeki gibi bir sinama büyüsü yakalayamamış.

    Romantik sahnelerdeki gereksiz konuşmalar, savaş sahneleri barındırmayan filme karşı ilgiyi iyice düşürüyor. Andrew Stanton, bu filmi çekerken, kendi içindeki çizgi roman müptelası , bilim kurgu manyağı sivilceli ergeni uyandıramamış ki seyircinin içindekini uyandırabilsin. Hikayenin en çekici yanı, üç ayrı dönem içermesi: "Vahşi Batı","Viktöryen" ve Mars gezegenindeki kısmen fantastik kısmen tarih öncesi dönem. Eğlencelik olarak tüketilecek; yani ancak türün meraklılarının arşivine girecek bir film.
    (Ege Görgün, Esquire,Eylül 2012)
    0 ...