"based on a true story" ya da "bakın bu korkunçlu karı gerçekten de evde terör estirdi ha, ona göre izleyin" uyarısıyla izleyicilerini aptal yerine koyan film. yapmayın işte bunu, çok gülünç oluyor. o uyarı olmasaydı en azından 6-7/10'luk bir korku filmi olarak kalacaktı. senaryonun klişeliğinden bahsetmiyorum bile. hadi çarpan kapıları, yerlerde sürüklenen insanları geçtim (onlar olmazsa olmaz artık); ulan illa kutsal su döküp incil okuyarak mı alt edilmesi gerek bunların? biri de alt edilemesin ya, bütün oyuncu kadrosunu sıradan geçirip öldürsün. ya da alt edilecekse de bedenini ele geçirdiği kurbanını da yanında götürsün. vıcık vıcık mutlu sonla bitmesin.
filme bayağı bok attım, farkındayım. elbette beğendiğim tarafları da yok değil. paranormalci karı-kocanın ve perron ailesinin tamamının (kızlar dahil) oyunculukları muhteşem. bir de evde terör estiren cadının dolabın üstünden evin kızlarından birinin üstüne atladığı sahnede ben bile zıpladım yerimden. aynı korku hissini carolyn'in ağzına kan kusulduğu sahnede de az buçuk hissettim.