herkes kıskanır, kimi belli etmez. hepsi bu. her erkek kıskanır. kimi 30 saniye bekleyip ağzını açmadan, kendi kendine "saçmalama olum yakışıyor mu sana?" diyerek sakinleşir, kimiyse ortalığı kırıp dökmeden, sevgilisinin ağzına sıçmadan sakinleşmez.
geliştirilebileceğini düşünüyorum. hatta düşünmekten öte ben yaptım hafız bu işi. 18 yaşındayken hırtın biriydim. çok kıskançtım. çocukluk, karakterin oturmaması ne dersen de o yaşlarda bildiğin denyoydum.
çok zarar verdim kendime de sevdiğim kıza da.
bunun nedenini de onu çok sevmem olarak görüyordum. mesela ben kafamı kaldırmıyordum sokakta, o akşam erkeklerin de olduğu bi grupla dışarıya çıktığında ayrılık nedeniydi benim için. ben o kadar severken, kendimi kısıtlarken o bunu nasıl yapardı?
çok büyük bi kavga ettik, kıskançlığım yüzünden ayrıldık. ankarada tek başımayım. yeni kazanmışım üniversiteyi. eş yok dost yok. okula gidemiyorum, duvarlar üstüme üstüme geliyor. kaçarak memlekete gittim amk, bildiğin kaçarak gittim.
neyse hafız ben oturdum düşündüm. kardo dedim durum buyken bu. vazgeçmeye karar verdim. hemen pat diye "ben artık kıskanmıyorum" deyip kestirip atılamıyor tabi. şöyle bi sisteme geçtim:
beni rahatsız eden bir hareketi olursa bunu dile getiriyorum. atıyorum 2 erkek 3 kız gece dışarıya çıkacaklar. aklım sende kalacak diyorum. "saçmalama yeeeaa" diyor, ben seninim diye de veriyor ayarı. haklısın bitanem kusura bakma diyorum. gidiyor, eğleniyor, kafa güzel oluyor falan.
ertesi hafta 5 kız, 2 erkekle organizasyon yapıyorum. gözüne sokar gibi. ağzını açamıyor ama içi içini yiyor. hiç oralı olmuyorum. yaptığının aynısını yapıyorum. haliyle deliriyor.
benzeri şekilde 2-3 olay yaşadığında hanım kızımız nihayet empatiye başlıyor. böyle olunca da sıkıntı kalmıyor.
belki çocukça, belki saçma hareketler. ama bende işe yaradı. öyle ki artık gerçekten çok zor kıskanıyorum. evrilebilir bir şey yani kıskançlık. yormayın aga birbirinizi. zaten verecekse ruhumuz bile duymuyor.