turkoman20

entry25 galeri
    24.
  1. tam olarak siyasi görüşü olmayan yazar.

    abdde olsam demokrat olurdum, ingiliz olsam labour party'ye oy verirdim herhalde. ama türkiyede siyasi görüşler dediğinizde aslında içinde bulunduğunuz çevre akla geliyor. muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak muhafazakar kesimle yıldızım hiç barışmadı. ortaokulda yer yer sözlü tartışmalara girdiğim "kemalist" hocalarımdan çok şey öğrendim ama onların fikirlerini kendime örnek almadım. cemaatçi yakınlarım oldu, farklı cemaatlerden... hiç beni sarmadı. itaatkar olmak benim kalıbımda yok maalesef. bir süre ülkücülerle takıldım, lisedeyken milliyetçi olarak tanımladım kendimi. ıı-ııh, o da uymadı tam.

    sonra kısmen lisede ama daha çok üniversitede, kendisine sosyal demokrat, sosyalist, liberal, kürt milliyetçisi, kürt solcusu vs diyen farklı farklı fikirlerden insanlarla tanıştım, arkadaş oldum. hepsinden etkilendim. siyasal islamcı bir çevreyle de sağlam ilişkilerim oldu. aslında her tarafa, karşı tarafların fikirlerini sattım. ama özümde kendimi milliyetçi olarak tanımlamaya devam ettim bir süre daha. fakat benim milliyetçilikten anladığım şey farklıydı.

    sonra siyaset bilimine geldim. ilk sene çok sivri dilli birisi olmama rağmen, yine çok farklı fikirlerden arkadaşlar edindim. şimdi yaşım da ilerledikçe artık siyasi ideolojilere çok farklı bakıyorum. bir sosyaliste liberalizmi, bir milliyetçiye sosyalizmi çok rahat savunabiilirim. ama kendi ideolojimi bulamıyorum. aslında buna gerek duymuyorum. ideolojiler devrinin 20. yyda kaldığını düşünüyorum.

    bana kalırsa bir takım hayaller üzerinden birbirimize düşüp dünyayı birbirimize dar etmektense, ortak çıkarlar ve ortak kaygılar üzerinden hareket etmek daha mantıklı. bu da bizleri ortada bir yerlerde buluşmaya zorluyor. sınıfların tamamen ortadan kalktığı bir dünya değil ama sınıflar arası uçurumun azaldığı bir dünya belki... ya da ırkçılığın ve milliyetçiliğin tamamen yok edildiği değil ama zararsız bir hale geldiği bir dünya... herkesin benim inandığım dine, benim inandığım şekilde inandığı bir dünya değil belki ama herkesin istediği dine istediği şekilde ve başkalarına zarar vermeden yaşayabildikleri bir dünya... işte benim hayalim bu. bu hayalin gerçekleşmesi için de biraz milliyetçi, biraz sosyalist, biraz liberal, biraz muhafazakar; ama her daim kuşkucu ve rasyonel olmak gerekiyor kanımca. şunu da hiç bir zaman unutmamak lazım tabii, gelecek hiç birimizin ipoteği altında olamaz.

    şu sözlükte yazmaya başladığımdan beri, fikirlerimin ne kadar değiştiğini görebiliyorum. aslında burada yazmamın en önemli sebebi de oydu zaten. şimdiye kadar hiç bir zaman iki sene önce ne savunuyorsa aynısını savunan birisi olmadım. olmak da istemem. bu insanlar istikrarlarıyla övünebilirler ama onları istikrarlı yapan şey, yeni şeyler öğrenmeye karşı oluşturdukları dirençtir aslında.

    şurada hakkımda yazılanlara bakıyorum. kimisi ülkücü diye çatmış bana, kimisi kürtçü olduğumu iddia etmiş, kimisi pis kemalist demiş, bir başkası pis yobaz, biri muhafazakar demiş, öteki solcu demiş, anarşist demiş bilmem ne... fikirlerimi ya da argümanlarımı eleştirenlere kapım açık oldu her daim, karşımdaki nasıl bir üslup takınmışsa ben de aynısını takınmaya çalıştım. bazen abartıp işi hakarete vardırmış olabilirim, haksızlıkta bulunduğum herkesten de özür diliyorum.

    ama şu sözlüğe dair en büyük eleştirim de işte budur. burada 13-14 yaşındaki ergenlerin yazması beni gücendirmiyor. hatta üniversite tercih döneminde elimden geldiğince çok kişiye de yardım etmeye çalışıyorum. burada takıldıkça anladım ki asıl "ergenler" aslında 20-25 yaşlarına gelip de daha hala bir çocuk gibi düşünen, fikirlerini geliştirememiş, okumayı sevmeyen ama fikir beyan etmeye gelince mangalda kül bırakmayan kimseler. artık sosyal medya bunlarla kaynıyor. işte benim hakkımda ve burada yazmakta olan pek çok yazar hakkında yapılan çelişkili ve anlamsız, etiketleyici (sağcı solcu, alevi sünni, türkçü kürtçü gibi...) yaftalar da bu durumun en güzel ispatı. yahu kardeşim, argümanlar üzerinden konuşsak, tartışsak, meseleyi kişiselleştirmesek de herkes bildiğini, hissettiğini yazsa daha iyi olmaz mı? illa beni şucu bucu diye etiketlemek zorunda mısın? bak ortaya bir fikir atmışım, eleştireceksen o fikri, buyur tartışalım. belki de sen haklısındır, belki de ben yanılıyorumdur. ama bana şucu, bucu dediğin zaman sana kendimi anlatmaktan asıl konuya gelemiyoruz ki?

    haa, bir de adetimdir, uzun yazarım. evet, kıytırık bir dizi için bile (onu da iki bölüm seyretmiştim) uzun uzun yazarım*. bu da uzun bir yazı oldu. ama olsun. ben kısa yazmaya alıştırılmadım ki hiç bir zaman. buraya da kısa kısa yazıp, dikkat çekeyim, arada trollük yapayım falan diye de kayıt olmadım. günlük gibi kullandım bu mecrayı. farklı insanların fikirlerini okudum. okul hayatınızda bunu yapmak için epey uğraşırsınız. diyelim ki bir arkadaşınızın bir konu hakkındaki fikirlerini merak ediyorsunuz. önce onun güvenini kazanmaya çalışırsınız, onu konuşturmaya çalışırsınız. bazen o arkadaşınız etrafınızdaki insanlardan işkillenir ve size gerçek fikirlerini söylemez. siz de onun fikirlerini, yorumlarını öğrenemezsiniz.

    internette insanlar daha özgürce yazıyorlar, gerçek fikirlerini dışa vuruyorlar. ve bunları görmek için hiç bir ekstra çaba sarf etmiyorsunuz. ben de bunun nimetlerinden faydalanıyorum işte. buradaki varlık amacım da o...
    0 ...