bugün ülkü tamer'in yanardağın üstündeki kuş adlı şiir kitabını aldım.
öyle rastgele bir sayfa açtım eğer seversem alcaktım, sevdim.
SOĞUK OTLARIN ALTINDA
Atlarında taşındıkça yorgunlar...
Öyle görüyorum; anlıyorum ki günlerce o yerleri hiç bırakmamışlar;
yemeklerini bile galiba o atların sırtlarında yemişler.
Ey benim yalnızlığım! Soğuk otların altından bakacağız onlara, değil mi?
Onları ağaçların bittiği yerde görüyorum. Yorgunlar. Anlıyorum ki
ormanın çevresinde dört dönmüşler. Benim çıkmamı bekliyorlar. Beni
götürecekler.
Ey benim yalnızlığım! Bu kadar eğilmeselerdi üstüne senin. Bu
kadar anlatmasalardı seni. N'olurdu, yalnız ben yazsaydım bu
yapraklara seni. Seni yalnız ben bilseydim. Beraber ölseydik
seninle.
Ne aptal adamlar! Oysa ki nasıl olsa bırakacağım buraları bir gün.
Gidip evlerinde otursalar ya, okula bile başlamamış ölü çocukların
gezindiği büyük sobalarda. Nasıl olsa, oysa ki nasıl olsa
bir gün kapılarını çalacağım. "Ben ormandan geldim."
diyeceğim. "Beni yanınıza alın," diyeceğim.
Soğuk otların altında büyür çocuklar. Oraya da gitmesek, ey benim
yalnızlığım! Evet, soğuk otların altında kuş mezarları vardır belki.
Ben yalnız seni istedim belki.
Ben yalnız bütün ormanı belki.
Ben yalnız ışıklarını şehrin.
neden, anlayamıyorum bir türlü, neden bu ormanı istedim ve neden,
anlamıyorum bir türlü, neden beni istiyor bu kaçtığım atlılar?
Gizliden gizliye onları istediğim için mi?
Atlarında taşındıkça yorgunlar.
Ne güzel! Onları yoruyorum. Bu sürüp gidecek anlaşılan; hemencecik
ölüversek. Bekleseler. Dönseler. Hep bekleseler. Ölüversek.
Soğuk otların altı...
ancak bu kadar olurdu insanın ilk açtığında karşısına çıkacak olan şiir. aradığım ne varsa vardı. ve daha fazlası.
sonra yürürken bir başka şiirini, onur ünlünün güneşin oğlu filminde okuttuğu şiire rastladım. yolda onu ezberledim. şimdi aklımdan yazacağım.
KONUŞMALAR
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım , bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci
bira içmez ağlardı, babası değirmenci
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen