akp yalanları

entry297 galeri
    216.
  1. ne zaman demokrasiyi kısıtlayıcı bir yasa getirseler, parti devletine yönelik bir uygulama getirseler "ama aynısı batıda da var" yalanına sığınıyorlar.
    iç güvenlik paketinde de aynı yalanı söylediler.
    buna ilişkin bir söyleşi yayınlanmış.

    --- alıntı ---
    Almanya Polis Sendikası Başkanı (DPolG) Rainer Wendt, Türkiye’de olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanya’daki emniyet standartlarıyla alakası bulunmadığını söyledi.

    TMBB’deki görüşmeleri ‘kanlı’ geçen ‘iç Güvenlik Paketi’ öncesinde AKP milletvekillerine bir bilgi notu gönderilmiş, düzenleme için “AB müktesebatına da uygun” ibaresi kullanılmıştı.

    Hatta bu yazıda “Avusturya, italya, Almanya ve ingiltere gibi ülkelerde her kolluk personeli doğrudan kişinin üstü, eşyası ve aracında arama yapma yetkisine sahiptir. Kimseden izin almasına da ihtiyaç yoktur. Yapılan düzenlemenin, AB müktesebatına uygun olmasının da ötesinde, sınırlama, denetim ve tutanak düzenleme zorunluluğuna tabi tutulmasıyla, AB standartlarından da daha demokratik ve etkin bir denetim ve uygulama hayata geçirilmektedir” denilmişti.

    Eğer bir gösteride şiddet olayları meydana gelirse, yani suç işlenirse, örneğin molotofkokteyl, taş veya benzeri şeyler atılırsa bu kişiler elbette ki gözaltına alınır, ancak hemen savcılığa gönderilir ve savcı karar verir. Bu kişi gözaltında kalır mı yoksa salınması mı gerekir karar verilir.

    Türkiye’deki tasarı, polisin şahıs veya araç aramalarında da yetkilerini genişletecek. Somut bir şüphe olmaksızın şahıs ve araç araması yapabilecek. Almanya’da bu uygulamada yetkileriniz neler?

    Almanya’da böylesi bir şey mümkün değil. Almanya’da polis araçları sadece trafik kontrolünde durdurabilir, suç takibi kapsamında araç arama yetkisi yok. Sadece ve sadece suç islendigine dair somut bir şüphe varsa polis harekete geçer, kendi kendine arama yapması mümkün değil. Konut aramalarına gelince; öyle bir yetkimiz zaten yok. Sadece bir mahkeme kararı üzerine polis, ev veya işyerlerinde arama yapabilir.

    Türkiye’de AKP hükümeti, yeni tasarıyla Almanya ve Fransa’yı model aldığını söyleyerek polisin yetkilerini genişletiyor, oysa genişletilmemiş yetkisiyle bile polisin şiddet uyguladığı yönünde Almanya da dahil Avrupa, Ankara’yı sert biçimde eleştirdi. AKP hükümeti ise “Polis şiddeti Avrupa’da da var” diyor, var mı?

    Türkiye’de olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanya’daki emniyet standartlarıyla alakası yok. Öncelikle Almanya’daki polis, Türkiye’deki paramiliter yapıya sahip ve şimdiye kadar orduya bağlı olan jandarmadan çok farklı mesela. Şimdi de jandarma doğrudan Türkiye içişleri Bakanlığı’na bağlanıyormuş. ilk bakışta bu sivilleşme gibi görünse de, askeri polisin bir parti polisine dönüşmesinden, iktidar tarafından yönlendirilmesinden başka bir şey değil.

    Almanya’da polis bambaşka işliyor. Almanya’da polisin başında hükümetlerden bağımsız üst düzey memurlar var. Evet Almanya’da da polis, Federal Meclis ve Federal Hükümet tarafından denetlenir, ama onların hiçbirinin polise müdahale etme yetkisi yoktur. Almanya’da ne bir bakan, ne üst düzey bir yetkili, polisin bir operasyonuna, çalışmasına ya da soruşturmasına müdahale edebilir.

    Almanya‘da başbakan ya da bir bakan gidip de bir savcının soruşturmasına karışmaz, onu etkilemeye kalkışmaz, müdahale etmesi mümkün değil. Almanya’da yasama, yürütme ve yargı çok katı biçimde birbirinden ayrılır. Ve polis de hiçbir partiye itaat etmez, orduya itaat etmez, emir almaz, sadece yasal düzenlemelerde ne yazıyorsa ona bakar, bir politikacının da komandosu da değildir.

    Türkiye’de Gezi eylemleri sırasındaki sert müdahaleler yapılmış, sonrası dönemin başbakanı Erdoğan “Emri ben verdim” demişti. 95 bin polisi temsil eden bir sendikanın başkanı olarak böylesi şeyler duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?

    Bu korkunç bir şey. Almanya’da bir başbakan polise emir verecek, mümkün değil, olmaz öyle şey. Dedim ya bizde kuvvetler ayrılığı çok açık ve net. Polisin siyasi idaresi içişleri bakanlığındadır, ama bakan hiçbir zaman polisin görevine müdahale edemez, konuyu uzmanına bırakır, yoksa siyasi polis teşkilatı oluşur ki biz böyle bir sistemi onaylamıyoruz. O nedenle de kimin iktidarda olduğuna bakmadan, polis, sadece elindeki yasal düzenlemelere bağlı çalışır.

    Politikacı polise emir vermez, yasa yapar, polis de yasaları izler. Almanya’da hiçbir politikacı bunu yapmıyor, yapmaz da, çünkü bu akıllıca olmaz. Zira kuvvetler ayrılığı ihlal edilmiş olur ki bu da anayasayı çiğnemek anlamına gelir. Mahkemeler bağımsız karar verir, hakimler politikacının ne dediğine bakmaz. Polis yasaları izler, yasayı da politikacı yapar. Bu nedenle Türkiye‘de olanlar Almanya ile uzaktan yakından alakalı değil. Bir de Almanya‘yı örnek aldıklarını söylemeleri tamamen yanlış.

    lmanya’yı örnek gösterdikleri bir nokta da polisin şiddete başvurduğu konusu. Stuttgart veya Hamburg’daki polis müdahalesine işaret edip, “Bakın Almanya’da da polis müdahale ediyor” deniyor….

    iyi de orada da müdahale kararını polis kendisi verdi, bakanlardan veya hükümet üyelerinden emir almadı ki! Bir bakan mesela “Şu meydanı boşaltın” veya “Bu eylemcileri tutuklayın” diyemez. Polis ne yapacağına, nasıl bir tepki vereceğine kendi karar verir. Stuttgart gösterilerinde, Hamburg‘da, Berlin’de hep böyle oldu, olur.

    Polis sadece yasal düzenlemenin kendine verdiği yetkiyle hareket eder. Sonra da mahkemeler onu kontrol eder, onlara hesap verir. Hukuk devletinde işleyiş böyledir. Türkiye’nin yaptığı gibi, bir vali savcıya karışacak ya da bir davanın işleyişini etkileyecek, bunların bizimle hiçbir ilgisi yok.

    Ayrıca polis vatandaşın hakkını savunmak ve korumak zorunda. Biz Almanya’da polisin en büyük yurttaş örgütü olduğunu savunuyoruz çünkü polis sadece vatandaşın güven içinde yaşamasından sorumlu değil. Kendini özgür hissetmesi için de elinden geleni yapmakla yükümlü. Almanya’da sahip olduğumuz hukuk devletine ulaşmak için Türkiye’nin daha çok çaba harcaması gerekiyor.
    --- alıntı ---
    http://www.diken.com.tr/a...e-almanyayla-alakasi-yok/
    0 ...