maddi ,manevi herşeyi insana tükettirme üzerine kurulu ahlak.en sonunda insan neslini yine insana tükettireceği aşikardır.
dünya sermayesinin yerleştiği ülkelerde başta amerika ve avrupa olmak üzere gözlenen en önemli konu son 50 yıldır yaşanılan ahlaki değerlerde zayıflama ve artan suç oranları.
yine sermayenin pazar olarak gördüğü eskiden sömürge diye tabir edilen asya ,afrika ülkelerinde de benzer bir ahlaki yozlaşma olduğu görülebilir.
sermaye sömüreceği toplumları önce tüketim toplumu haline getirir.bu toplumların bireyleri geleceğini ,çevresini ,çocuklarını düşünmeden ,sermayenin kendi ülkelerinin erkleri ile işbirliği yaparak sunduğu herşeyi yine ülkelerinin işbirlikçi medyasının gazı ile tüketir , tüketmek için gerekli olan para sermaye tarafından kurulan bankacılık sisteminin kredileri ile sağlanır.
tüketim için gerekli olan herşey , tüketilecek malzeme ,tüketmesini özendirecek medya gazı , yasalar ve para sermaye tarafından tüketicinin ayağına getirilir.
bu şekilde yaratılan tüketim toplumlarında insanlar mutludur , çünkü hayat kolaylaşır herşey ayaklarına kadar getirilir.(günümüze ne kadar benziyor değil mi?)
bunun karşılığında ise o ülkenin bütün benliği ,vicdanı köreltilir ,arazileri ,kıyıları ,ormanı ,akarsuyu yeraltı ve yerüstü bütün zenginlikleri yağma edilir.
nefsi arzuları tatmin etme uğruna toplum kendi geleceğini yine sermayenin pazarlaması ile tüketir. inanç ,aile ,insan hakları ,şeref ,namus ,komşuluk ,kültür ,sanat vs. herşey insanların gözünde tüketilecek şeyler haline getirilir.
sonuç olarak sömürülen insanlarda sadece üreme ve açlık dürtüleri üzerine kurulu nefis merkezli şuursuz maneviyattan uzak bir ahlak yaratılır.
çaldığı minareye kılıfı hazır olan kapitalizm , bu durumda boş durmaz , kendi yarattığı ahlaksızlığı üzerine yıkacak günah keçileri bulur , bazen dindarlar suçlanır ,bazen ahlaksızlığın hesabı solculara kesilir , bazen sermaye ters psikoloji uygular ,kapitalizmi ve kendisiyle işbirliği yapan medya ve siyasetçileri gündeme getirir.
bu suçlu arama ve bulma çabasında insanların gözünden asıl suçluyu kaçırır ,çünkü asıl suçlu kendisinin asıl işbirlikçisidir.
buda içimizde köreltemediğimiz nefistir. insanın kendisine asıl zarar veren , asıl düşmanı kendi içinde kontrol edemediği dürtülerdir.