kafadaki arabanın öküz sürücüsü trafik ışığını takip etmediğinden ve o sırada ya cep telefonu ile konuştuğundan ya da radyoyu kurcaladığından yeşil yandığı halde hareket etmediği için bu öküzlere peşinen tepki veren öküzdür.
Evet aslında ikisi de öküzdür.
Trafikteki öküz türlerini şöyle sıralayabiliriz :
- Yeşil yandığı halde hala bekleyen öküz.
- Sarı yanar yanmaz kornaya asılan öküz.
- Sinyal vermeden sağ şeritten sola dönüş yapmaya çalışan öküz oğlu öküz.
- 50 km hızla en sol şeritte pazar gezintisi yapan öküz, bu öküz tipi ikaz edildiği halde sağ ya da orta şeride geçmemekte ısrar eder.
- Yaya geçidine yaklaştığı halde yavaşlamayan, yaya geçidinden geçmeye çalışan yayaya öncelik tanımayan öküz oğlu öküz.
- Kırmızıda geçmeyi marifet sanan öküz.
- Kırmızıda bekleyene korna çalan öküz oğlu öküz.
- Kaldırıma park eden öküz.
- Yol ortasında araç bırakan öküz.
- Trafik levhalarını iplemeyen, kafasına göre araç süren öküz.
- Ve daha bir çok öküzlüğü yapan öküz.
Ne kadar tanıdık geliyor değil mi?
Hepimiz bu öküz türlerinden şikayetçiyiz. Peki neden var bu öküzler? Çünkü biz millet olarak kişi haklarına saygıyı bilmeyiz, kuralları iplemeyiz, kuralları çiğnemeyi marifet sayarız.
Neden böyleyiz? Çünkü, öncelikle aile içi eğitimimiz yok. Eğitim ailede başlar. Öküz ana babanın evladı da doğal olarak öküz olacaktır.
Peki sadece trafikte mi vardır bu öküzler? Hayır...
Hayatımızın her alanında bu tip öküzlere rastlarız.
Dünya üzerinde havaalanlarındaki en kalabalık vip salonları türkiye'deki havaalanlarındaymış. E tabi, öküzler sürü halinde geziyorlar da ondan.
Peki bu öküzlerden kurtulmanın bir yolu yok mu?
Bana göre iki yolu var...
Birincisi, bu öküzlerin görüldükleri yerde sorgusuz sualsiz vurulmaları. Bunun için bir tür öküz vatandaş itlaf timleri oluşturmak yeterli. Sarıda korna mı çalıyor? Sıkacaksın kafasına, neden korna çalıyorsun diye sormayacaksın bile, böylece zamanla bu öküzlerin nesli tükenecek, yepyeni,pırıl pırıl bir nesil ortaya çıkacaktır.
ikincisi, eğitim sistemini kökten değiştirmek, vatandaş olmanın ve toplum içerisinde yaşamanın bilincini anaokulundan başlayarak aşılamak ve bunu sıkı tutmak. Eğitim iyileştirilmeden bu iş düzelmez. Dü-zel-meeeez. Eğitim sadece okul değildir.
Almanya'da yaşayanlar ya da yaşamış olanlar bilir, benim zamanımda, ilkokul dördüncü sınıfa gelen her öğrenci trafik dersi görürdü, trafik polisi koca bir kamyon dolusu bisikletle gelir, belirli bir süre bütün gün bu konu işlenirdi. Okulun bahçesinde bir trafik eğitim alanı olurdu. Polis, mini trafik ışıkları ve levhalar koyar, burayı eğitim için düzenlerdi, sonra da herkes bir bisiklete biner ve polisin gözetiminde burada dolaşırdı. Bu sürecin sonunda sınav yapılır ve başarılı olanlara bisiklet ehliyeti verilirdi, dışarıda ehliyetsiz bisiklet kullandırılmazdı.
Düşünsenize bizdeki trafik polislerinin böyle eğitim verdiklerini. Sanırım çorba parası nasıl verilir, çevirmede nasıl davranılır onu öğretirler.