bir kur'an lisanı olan türk dilini arapça ile beraber borçlu olduğumuz lisandır. tdk, kemalistler ya da kendisini türkçü olarak adlandıran -türk de değillerdir ayrıca- echel i cühela aksini iddia ede dursun -hakikat budur.
ismet özel farsça ve arapça olmadan hiçbir şey söyleyemeyiz der ki haklıdır. hiç farsça, şey ise arapça bir kelimedir.
dilimizin kelime hazinesini bu iki dilin kelime hazinesine ve hatta bu dillerin "sarf" ilmine borçluyuz.
bu hakikati görmek çok da zor değil. arapça ya da farsça bilmeyenler etimolojik sözlüklerden faydalanabilirler.
arapça ya da farsça bilip bunu inkâr eden ise zaten yoktur ya da aklını yitirmiş bir kimsedir.
gül, turşu, nişan, çarşamba (çıharşenbe)/ perşembe (pancşanbe), endişe, hiç, eğer gibi kelimeler aklıma gelen ilk örnekler.
ayrıca bir güzel görünce çokça kullandığımız bir hoş oldum sözü de pers dilinden gelmektedir ki aslı"-sız, -siz" anlamı veren "bî" ile akıl anlamına gelen "hûş" un birleşimi yani "akılsız" oldumdur. verilecek örnek çok. birileri çıldırsa da lisanımız, mükemmel lisanımız fars ve arap dilinden tekevvun etmiştir.
insanları bunu bilmedikleri için ahmaklıkla suçlama hakkına sahip değiliz. suçlanacak birileri varsa bu ülkenin insanlarını dilinden bihaber bırakanlardır. ancak hakikatle karşılaşıp, hakikati dile getirenlere "arap/fars aşığı", "arap/fars köpeği" diyenleri ciddiye almama hakkına sahibiz.