şeriatten nefret etme nedenleri

entry19 galeri
    7.
  1. Bir toplanti icin geldigim Istanbul'da, kaldigim otelin yemek salonunda kahvalti ederken karsimdaki masada oturan ve Arap ulkelerindenbirisinden, turist olarak geldikleri her hallerinden belli olan bir aile gordum. Uc cocuk, bir erkek ve yalnizca gozlerini acikta birakacak sekilde, yuzunu simsiki pecelemis bir kadindan olusuyordu bu aile. Adam ve cocuklar rahatca, hatta biraz gereginden de fazla bir rahatlikla, neredeyse doke-saca yemeklerini yerken, kadin buyuk bir sikinti icinde, basini iyice one egerek, bir eliyle agzini burnunu orten ortuyu birazcik kaldirip, oteki eliyle de ortunun altindaki agzina bir seyler sokusturmayacalisiyordu. Bir yandan da arada bir cevresine tedirgin, urkek bakislar firlatiyordu. Tipki, gizlice bir seyler yiyen ve her an yakalanma korkusu icinde olan, urkek bir kediye benziyordu.

    Kadinin cektigi, bu yemek yeme iskencesini icim burkularak izlerken birden bire, iki elimi kullanarak ve agzimi bulma guclugu cekmeden, rahatca yemek yiyebilmenin, ne buyuk bir mutluluk oldugunun ayrimina vardim. Bu, o zamana kadar hic ayrimina varmadigim bir mutluluktu.

    Cunku ellili yillarda dogan benim kusagim, Cumhuriyet doneminin icine dogmustuk ve boylesine, kadini dis dunyadan ve cagdas uygarliktan soyutlayan ortunme zorunlugu, bizim icin cok gecmislerde kalmis, uzak ve karanlik bir golgeydi. O anda, acik pencereden giren deniz ruzgari saclarimi tarayip gecti, gunesin aydinligini ve sicakligini tum yuzumde duyumsayip, Ataturk' e yurek dolusu tesekkur ettim ve ''Ataturk'un Hatira Defteri''adli kitaptan okudugum, daha 1916 yilinda Turk kadini konusunda, onun dusundugu ve daha sonra da buyuk bir kararlilikla hayata gecirdigi su dusuncelerini animsadim:
    ''Kadinin egitilmesi, ortunun kaldirilmasi, kadinin calisma hayatina girmesi''

    Sonra da ''Soylev ve Demecler'' inde yer alan su sozlerini, yine yuregim sukran duygulariyla dolarak bir kez daha dusundum. Ataturk orada, Turk kadinlarinin ortunmesi ve erkeklerden kacinmasi konusunda soyle diyordu: ''Bazi yerlerde kadinlar goruyorum ki, basina bir bez veya bir pestemal veya buna benzer bir seyler atarak, yuzunu-gozunu gizler ve yanindan gecen erkeklere karsi ya arkasini cevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrin mana ve medlulu nedir... Efendiler, medeni bir millet anasi, millet kizi bu garib sekle, bu vahsi vaziyyete girer mi... Bu hal milleti cok gulunc gosteren bir manzaradir. Derhal tashihi lazimdir''(30 Agustos 1925 - Soylev ve Demecler, c. 2, s. 217).

    hazirlanip toplanti salonuna gittim. Bilimsel bir toplantinin yapildigi o salonda kadin konusmacilarin sayisi, erkeklerden bir fazlaydi. Her zaman bana cok dogal gelen ve ustunde hic durmadigim bu durum da bana Ataturk'un yine ''Soylev ve Demecleri'' nde yer alan su sozlerini animsatti: ''Bugunun gereklerinden biri de kadinlarimizin her hususta yukselmelerini temindir. Binaenaleyh kadinlarimiz da alim ve mutefennin olacaklar ve erkeklerin gectikleri butun derecat-i tahsilden gececeklerdir. Sonra kadinlar, hayat-i ictimaiyede erkeklerle beraber yuruyerek, birbirinin muin ve muzahiri olacaklardir''(31 Ocak 1923, Soylev ve Demecler, c. 2, s. 85-86).

    mina urgan
    4 ...