filmin ilk yarısında filme yönelik oldukça acımazsız eleştirileri saydırmaya başlamıştım. nasıl ki yakamoz, ay ışığı, güvercin kanadı.. gibi kelimeleri ardarda sıralamakla bir şiir meydana gelmez; aynı şekilde karşısındakinin omzuna elini koyma sahnesini, ötelerle konuşan pamuk bi teyzeyi ya da bir çocuğu güldürmek için palyaço olan amcaları seyircinin gözüne ''baaak ne kadar da duygusal'' diye sokmakla duygusal film olmaz.
fakat sonra düşündüm ki benim eleştirilerimin temelinde holivud'un artık klişe haline gelmiş mekanik,ruhsuz duygu sömürü taktikleirine olan nefretim yatıyordu. yahu tamam bu filmin sinema dili zayıf ama samimi olmadığını hiç zannetmiyorum. mahsun kırmızıgül -bi yorumda geçen dönemlerdeki arabeskçi yönetmenleri özenmiş deniyordu, hiç öyle değil- başarılı ya da başarısız yüreğindekileri dökmüş ortaya, söyleyecekleri varmış o yüzden yapmış bu filmi. ''ben huzur evi ne demek bilmeyebilirim belki ama babamı ortada bırakmam.'' diyebilmek için, ''beni cahil gören küstah ben cahilim ama saygısız değilim.'' diyebilmek için yapmış...