en güzel şiirler

entry260 galeri video3
    220.
  1. birinci gün – martılar bu şehri terk etti
    ters giydiğim ayakkabılarla, adını bile bilmediğim sokaklarda yürüyorum.
    levha yok, yön yok, ışık yok.
    sağa sola belirsiz çırpınışlar,
    anlamsızlık ne acı.
    ağaçlar göğümün gölgesi sanki, simsiyah duruyor.
    kusursuz modeliyim hayal ve ızdırabın.
    zihnimde kirlenmiş ayak izleri,
    yağmur yüzümü saklayamıyor.

    ikinci gün – ahh, gazaplanır
    ciğeri acır mı rüzgarın,
    sigaramın dumanından?

    üçüncü gün – bir gün gitsen bile hatıran yeter
    bütün kaldırımlar yalana boyanmış, hepsi aynı şarkıyı söylüyor.
    sokak caddeye kavuşmadan geri dönüyorum,
    kalabalıklar en büyük yalanıdır dünyanın,
    bir yalan daha eklemek istemiyorum.

    dördüncü gün – sen varsın orada
    …

    beşinci gün – çok önceden belli olan bu ayrılık
    yangınlar geliyor üzerime ve aklımı tutuyor dört nala koşan atlar
    omuzlarımda iğdiş edilmiş hayaller var.
    farkındayım rüzgar beni duymuyor.

    altıncı gün – gül, ey saf çelişki
    bir tarafta göz göze gelmeye korkarken
    diğerinde morarmıştır azabımın dudakları.
    kırmızı kurdeleler damlıyor ellerime
    ellerim yüzümde.

    yedinci gün – priez pour lui
    bana çıktı piyangosu hüznün.
    kuma sallıyorum sandalın küreklerini.
    bu küçük ülkenin kapılarını ardına kadar kapatıyorum, gireceğin hiçbir yer kalmıyor.
    ki yalnızca ölüler çıkıyor bu kapılardan ve bir daha dirilmiyorlar
    alışmak diye bir şey varmış
    alışınca aşılırmış.
    mezar taşına
    ur gibi bir çentik atıyorum

    sekizinci gün – bıraktığım düşü kim büyütecek
    gece; rayların üzerine uzanıp beklemenin tedirginliği
    buradan bir tren geçecektir
    buradan çok ağır bir tren geçecektir.
    damarlarıma ekmek doğrayarak geçecektir.
    şiirler ve şarkılar kahrolsun.

    dokuzuncu gün – yolun karşısına geçerken elleri bırakılan çocuklardık
    adım atamaz oldum sonra, durup kaldım.
    pencereleri saydım, kapıları, arabaları, minareleri,
    kıvılcımları.
    yürürken sildiğimi sandığım,
    kovulmuşluğun ayak izlerini saydım.
    ellerimi indirdim,
    ellerimde kan izi.

    onuncu gün – direnmek zor artık
    ama gitmeme izin verdin diyor estragon.
    belki de bekliyor
    hiçbir zaman gelmeyecek olanı.

    on birinci gün – insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktır
    o siyah bakışları süpür,
    kum tanelerini de.
    yalnızlık ki en güzel mevsimidir kalbimin
    kalbim ki dünyanın en kötü başkenti.

    on ikinci gün – zaman kuyusu
    toprak yüzlü bir adamım ben, sahte bir yeşillik duruyor alnımda ve cepleri susmalar dolu bir kuyu.
    ben iyi bir adam olamadım.
    iyiler erken ölüyor.
    dört parmak kenarında
    bekliyor karamsar
    /uzakta deniz gözüküyor./

    on üçüncü gün – kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları
    bir kayanın üzerinde oturuyorum
    ayaklarıma dalgalar çarpıyor
    dalgalarda kan izi

    on dördüncü gün – unuttum, unuttum seni.
    sularımız çekiliyor, ağlamak ne güzel.

    on beşinci gün
    geçen sadece zamanmış meğer, geçmeyen her şey.
    mutlu ol
    (bkz: hiç sesler)
    Nurdal Durmuş
    0 ...