üretim araçlarının özel girişimciler elinde olması ve onların dürtüsü olan kar amacıyla, piyasa kuralları doğrultusunda serbestçe kullanılması olarak kapitalizm'in ruhuna uygun olandır; onun temelidir; kapitalizm, gerektiği anlarda ** devletçiliği kullanmıştır, sisteme ayakbağı olduğu anlarda ise * özelleştirme yoluyla onu terk etmiştir;
özelleştirme, marksizm'in yanlış yorumlanması, sosyalizmin devletçilik sanılması sonucunda ister istemez emperyalizm karşıtlığı, anti kapitalizm ve halkçılık sözlerinin ardından da karşıtlığına ihtiyaç duyulan bir girişimin de tanımı gibidir;
soruna eğer kötü olsun benim olsun, türkler başka yerde şirket alsın ama başkaları türkiye de almasın tarzında milliyetçi açıdan bakılmıyorsa özelleştirmenin kötü uygulanmışlığını bahane edip, üstelik bunu sosyalizm sanma yanlışlığıyla çelişkiler içinde kalanların, özelleştirme karşıtlıklarını durup bir daha düşünmesi gerekir.
özünde devlete karşı olan ve devletin uzun erimde sönmesinden yana kişi, devletçilik denen olgunun ilk başlarda kapitalizmin krizlerine çare olarak kullanıldığını bilir; çünkü süreç içinde verimsizlik, hantallık ve yolsuzluklar için epeyi verimli bir tarla olduğunun anlaşılmasıyla birlikte küresel kapitalizmin kaçtığı bir uygulama haline gelmiştir.
gecikmiş kapitalizmi öğrenmeye ve uygulamaya çalışan türkiye'de devletçilik özünde bir sermaye kesimi, bir burjuva sınıfı oluşturmak için bilinçli biçimde manivela olarak kullanılmıştır. bu sistem, hem dünya hem türkiye'de artık yarardan çok zarar getirmesi nedeniyle özelleştirmeler yoluyla terk edilmeye başlanmıştır.
özelleştirmeye karşı çıkarken, işçilerin haklarını savunmak yanlış değildir, ya da yapılan özelleştirmenn yeni yolsuzluklar için bir kıvılcım olmasına karşı çıkmak doğrudur; ya da çalışanların buna ortak edilmesini istemek kimileri için tartışmalı bile olsa, anlaşılabilir durumdur;
şimdiye dek bunlardan nemalanmış bürokratik çevrelerin, para ve yolsuzluk çarkı kırıldığı için bu girişime karşı çıkması da doğaldır;
fark etmeden mevcut milli devletin kontrol imkanlarının azaltılmasına karşı çıkmak ise ancak az gelişmiş milliyetçi bir çabanın eseri olabilir;
ama yapılan özelleştirmeyi neredeyse sosyalist devletin söndürülmesi gibi algılamak ve bu nedenle karşı çıkmak, en yumuşak ifadeyle yanlış bir sosyalizm yorumundan, bir bilgi eksikliğinden, bir anlayış farklılığından ileri gelir.
ne güzel! özelleştirmeler sorgulanırken sorgulanacak başka şeylerimiz de var demek ki...
bu arada, illah taraf tutmak gerekirse, devletçi kapitalizminin yanında olmaktansa uluslararası sistemle uyumlu, evrensel hukuk normlarına paralel giden, örneğin ab kurallarıyla bağlı, özelleştirmeci bir kapitalist yapının yanında olmak kanımca daha iyidir; halkın, haklarını savunması, kimi kazanımlar elde etmesi için daha uygun bir ortamı beraberinde getiriyorsa benim tercihim ondan yanadır; gerisi ise akıllı adımlara, bireyi ezmeyen iyi örgütlenmelere, sağlam bir stratejiye, doğru taktiklere, bilinçli ittifaklara bağlı olarak geleceğe doğru ilerler. neden olmasın?