bu bey ile bir tanışma anımız da mevcut.
geçen sene şubat ayında los angeles ta bir ultra lüks mega pahalı bir mücevher dükkanından ( ismini vermek pek hoş gitmez. ) müstekbel eşim için alış-veriş yapmaya giderken limitsiz olan american express kartım yere düşmüştü ben farkına varmamıştım. arkamdan bir bey efendi bana ingilizce olarak seslendi. hey beyefendi kartınızı yere düşürdünüz. şöyle omzumun arkasına doğru kafamı çevirdiğim anda bir de ne göreyim kadir topbaş. kartı yerden kavradıktan sonra kadir beye dönerek bay topbaş ben de türküm. kartım hakkında beni uyardığınız için çok teşekkür ederim size new yorktaki villam da bir içki ısmarlama mı ister misiniz.
bay topbaş : neden olmasın ...
alışverişimizi bitirdik hemen helikopterimi aradım bizi avmnin çatısından aldı. yolculuk sırasında bir hayli samimi olduk bay topbaş ile. neyse eve vardık onun için paristen satın almış olduğum 20.000 papellik şarabı açtık. neyse içkiydi yemek ti bunları hallettik saat geç olmuştu.
ben : bay topbaş acaba sizin içinde uygunsa benim hatrıma bu gece burada kalın bu saatten sonra helikopter sizi yorar.
topbaş : pekala ahbap. bana bay topbaş demene gerek yok kadir de diyebilirsin
ben : peki kadir film izleyelim mi .
kadir : oluuuur...
hemen zencili bir amerikan komedi filmi açtım ve izlemeye başladk.
film bitti .
ben : kadir senin için villamdaki en iyi misafir odası olan 2134 . odayı ayarladım umarım rahat edersin. uşaklarım sana odayı gösterecek.
anahtarı bay topbaşa verdm .
kadir :tamam dostum , bir sigara içip yatacağım hemen .
odama çıktım ve uyudum .
sabah oldu
ben : iyi bir uykuydu.
aşagı indim ve bay topbaşın odasını 2 defa tıklayarak "heey uykucu hadi uyaan!"