arapça bir kelimedir. z-k-a kökünden gelir. zekat'ta arapça aynı kökten gelir. zekat'a "verildiğinde malın bereketini artırdığı için" zekat denildiği gibi, zeka'ya da, "kullanıldıkça arttığı için" zeka denir. kimilerine saçma gelecek olsa da şöyle bir teori aslında çok mantıklıdır:
ham elması sokakta görseniz tekme atmaya tenezzül etmezsiniz. elması elmas yapan, üzerindeki faset (façeta da denir) sayısıdır. (pırlanta zannedildiği gibi elmastan ayrı bir taş değil, 57 fasetli elmastır) ustanın amacı, elmasa giren ışığı, içerisnde kırabildiği kadar kırıp, girdiği açıyla dışarı çıkarmaktır. işte bu parlaklığını verir. tüm bunların zeka ile ilişkisi derseniz;
zeka da ham elmastır. façetalarını yaşam içinde karşılaştığınız olaylar, insanlar atar. (allah olarak da okuyabilirsiniz) işte tüm bu süreç, zekanızın ne kadar keskin (parlak olarak da okuyabilirsiniz) olacağını belirler.
daha basit bir anlatımla; zeka bileylenmemiş bıçağa benzer. ne kadar bileylenirse, o kadar keser. bazen iki tarafı da bileylenmiş bıçaklarda olduğu gibi, iki tarafı da bileylenir ve siz saplayacak hiç kimseyi, hiç bir konuyu bulamazsanız, döner kendinize saplarsınız. ama seppukudakinden daha çok acı çekersiniz böyle bir durumda, zira hayatta kalırsınız. *