pazar günleri taraf gazetesinde tarih sayfasını hazırlayan yazar;
tarih nedir? sorusuna harika bir karşılık yazarak tam sayfaya giriş yapan ayşe hür, sadece bu tarih sayfası sayesinde, pazar günleri taraf gazetesinin satış adedini yükseğe çekebilir;
tarihe bakmak
"bir tarihçi balkan halkları için "o kadar çok tarihleri var ki, geleceği inşa etmeye ihtiyaç duymuyorlar" demişti. gerçekten de, tarihe aşırı önem atfetmek, deyim yerindeyse 'tarihe saplanmak' toplumlara ayak bağı olabilir. ama, 'fazla tarih' kadar 'az tarih' de iyi değildir. çünkü ancak tarihe bakarak bugünü anlayabilir, içinde yaşadığımız sorunların nasıl ortaya çıktığını, nasıl şiddetlendiğini, nasıl kemikleştiğini kavrayabiliriz. böylece geleceği inşa ederken daha az yanlış yaparız.
tarihsel gerçeklik
peki, 'tarihsel gerçeklik' diye bir şey var mıdır? 20. yüzyılda tarih yazımına yeni bir soluk getiren ingiliz diplomat, felsefeci ve tarih kuramcısı edward carr, tarihsel gerçekleri içine mızrak konmadan dik duramayan boş bir çuvala benzetmişti. 'boş çuvalı dik tutan mızrak' , tarihçilerin onlara yüklediği anlam ve önem, tarihçinin ideolojik duruşuydu. tarih, geçmişin, bugünün değer yargılarıyla yeniden kurulması idi. yani 'tarih yoktur tarihçi vardır' diyenler haklıydı.
objektif tarihçi
carr'a göre 'objektif tarihçi', kendini ideolojilerden ve döneminden soyutlamış kişi değildir. o, ortaya koyduğu eseri, kusursuz bir gerçeklik olarak sunmaya kalkan da değildir. aksine tarihsel gerçeklerin ve teorilerin sınırlarını kabul eden kişidir. dolayısıyla, bu sayfada yakın ve uzak geçmişten konuları ele alırken, amacımız okura bir yol haritası sunmak değil, bize, doğru diye belletilenlerin arkasında yeni, farklı bir şey var mı diye bakmaya heves uyandırmak olacak. kasıtlı olarak çarpıtılan, atlanan, abartılanlara dikkat çekmek olacak..."
sayfasını sunarken ayşe hür bunları söylüyor. daha ne olsun? türkiye'de başka hangi gazetede bunları söyleyecek cesaret ve doğru birikim var?