burak ve bilal adında iki kardeş varmış, bunların zenginlikleri herkesin dilinde imiş ve haklarında dedikodular ayyuka çıkmış.
herkes bunların servetlerinin haram kaynaklı olduğu konusunda dedikodular yapmaktaymış.
günlerden bir gün bu dedikoduları yayan fethullah isimli zat, cemaatine mensup kişilere bilal ve burak ile ilgili haram yediklerine ve haksız kazanç elde ettiklerine dair delil bulmalarını ve bu delilleri kamuoyu ile paylaşıp bunları rezil etmelerini emretmiş.
fethullah'ın görevlileri günlerce, gecelerce bu bilal ve burak'ı gözlemiş ve fethullah efendi'ye rapor etmişler. en son herhangi bir somut delil elde edemedikleri için görevi bırakıp fethullah'ın yanına giderek durumu anlatmışlar.
fethullah kızgın bir şekilde sormuş;
"nasıl bir şey bulamazsınız"
görevli cevap vermiş, "bulamadık efendim, bulamayız da..."
ve anlatmış;
emrettiğiniz üzre burak ve bilal'i adım adım takip etmeye başladık, burak ve bilal her ikisi de gün boyu çalışıyorlar, normal bir şekilde para kazanıyorlar. akşam olduğunda da herkes kazancını alıp bankaya götürüyor ve bankaya yatırıyor. lakin bir süre sonra tekrar bankaya gidiyorlar, bilal kendi hesabından para çekiyor ve "kardeşimin ihtiyacı vardır biraz benim hesabımdan ona para aktarayım" diyor ve parasının bir kısmını burak'ın hesabına aktarıyor.
daha sonra da burak bankaya gidiyor ve "abimin ihtiyacı vardır, biraz benim hesabımdan abime aktarayım" diye düşünüp parasının bir kısmını abisinin hesabına aktarıyor.
böylece iki kardeşin servetlerinden bir eksilme olmuyor, hiç dara düşmüyor, yokluk çekmiyorlar.
diye anlatır.
bunun üzerine fethullah şöyle der.
"söylesenize, biz bu allah dostları ile nasıl uğraşabiliriz ki"...