türk solu

entry456 galeri video1
    343.
  1. ne avrupa'daki sol ne de miadını çoktan dolduran ama bazılarının hala hayran olduğu güney amerika soluna benziyor bizim ülkemizdeki sol anlayış. sadece bizim ülkemize has bir anlayışla adeta yeni baştan yazılıyor bizim ülkemizde sosyalizm, komünizm. bu ülkede iktidardan nefret eden hemen hemen herkes kendisini solcu zannediyor.

    şöyle ki: tek tip insan yetiştirmeye dayalı ağır kemalist düzeni ve 28 şubat dönemi uygulamalarını özleyenler de -tgb ve işçi partisi- kendilerine solda görüyor. başında dersimli bir alevinin bulunduğu ve geçmişiyle bir türlü hesaplaşamayan ulusalcıların partisi de kendisini solda görüyor. bu da yetmiyor, partinin sağa kaydığı eleştirileri yapılıyor parti içerisinde. aleviler de kendilerini solda görüp chp'ye oy veriyor. dindar kürtlerin sempati beslediği ve marksist/leninist bir örgüt olarak kendisini tanımlayan pkk da solda amk. keza hdp de. tkp zaten sol. onların da kendi içerisinde isim anlaşmazlığı var: tkp 1920 peki hepsi solcu olan bu grupların bir araya gelip aynı amaç için mücadele vermeleri mümkün mü? hayır. bir atatürk posteri taşıyor diğer apo posteri. tkp de orak çekiçli ve yumruklu flamalarıyla yürüyor. ha bir de dhkp c var unutmayalım. hani halk için otobüs, market, banka yakıp sokakları terörize eden ve şiddetten başka bir dil bilmeyen maskeli arkadaşlar. bunlar da kendilerini solda görüp devrimden falan bahsediyorlar. oğlum bu nasıl bir sol böyle.

    peki solun gerçek temsilcileri, üretim faktörlerini asıl sahipleri nerde? hani sendikal haklarından bahsedildiğinde ödü kopan, sendika temsilcisiyle korka korka konuşup işini kaybedeceği endişesi taşıyan işçiler nerde? HAH iŞTE onlar marx'a ihanet edip kapitalizmin kucağına oturmuş durumdalar. peki haksızlar mı? hayır. devir vahşi kapitalizm devri çünkü.

    (bkz: marx öldü yaşasın kapitalizm)

    hakları için sesini yükseltenin, anayasal hakkı olan grev hakkını kullandığı için işinden olanların neredeyse vatan haini olarak görüldüğü, işini kaybetmemek için her türlü tehlikeye, adiliğe seslerini çıkarmayanların 3 kuruş para kazanmak için iş veren denilen götverene mahkum olduğu bir ülkede işte böyle herkes kendisini solda gördüğü eşi benzeri görülmeyen bir sol anlayış olur. bakın 17 gündür yerin metrelerce altında çamur içinde yatıyor ermeneki madenciler. peki nerde bizim her fırsatta istiklal'e çıkan aslan parçası protestocularımız? nerde olacaklar, onların tek derdi kobani şu anda. ulan, köylü, fakir, akp'ye oy veriyorlar diye aşağıladığınız o insanların kobanili kürtler ve lgbt üyeleri kadar bile değeri yok mu sizin için?

    yok tabi, ya ne olacağıdı? bizim solcularımızın tek dertleri, umursadıkları tek şey; çözüm süreci ve kobani. 3 kuruş para için iş veren denilen götverene köle olan madencileri, sadece 1 mayıslarda, o da taksim meydan'ında olacaklarsa umursarlar. gerçi sendikalar ne kadar umursuyor o da ayrı bir mevzu ya neyse. bizim aslan parçası solcularımız, her "türküm" diyeni faşist ilan edip türk milliyetçiliği yerin dibine sokarken; "sosyalizm milliyetçiliği öğütler" kafasıyla kürt milliyetçiliği yüceltip pkk terörünü meşru göstermek için her türlü imkanı kullanırlar. yahu sol ideolojinin bu ülkede umursadığı tek kitle kürtler midir? bu ülkede ve sınır komşularımızda yaşanan çatışmalarda sadece kürtler mi ölüyor? o kadar türkmen katledildi, kimsenin sesi çıkmadı sol cenahta. neredeyse hiçbir yazıda geçmedi türkmenlerin katledilmesi, yerlerinden edilmesi. türkmenler kadar olmasa da ezidiler için de pek ses çıkmadı sol cenahtan. filistinliler de israil terörüyle can veriyor mesela. nerde oğlum bu solcular? türkmenler katledildiğinde ya da solun gerçek temsilcileri iş kazalarında feci şekilde can verirken sesleri çıkmaz; ama istiklal'de lgbt üyeleriyle omuz omuza yürürler. ha bir de kadıköy meydan'ında görünürler arada sırada. lan bu ülke istanbul'dan mı ibaret? bu ülkede sadece istanbul'un belli başlı yerlerinde gösteri yapılacak diye yazılı bir kural mı var? çıkın da memleketin dört bir yanında kurulmak istenen hes'leri protesto edin. ağaçlarını kestirmemek için gece gündüz nöbet tutan ama bir gecede 6 bin zeytin ağacını kaybeden köylülerin yanında olun lan bir kere de. paralarını alamadıkları için eylem yapan fabrika işçilerinin yanında görünmeyi deneyin.

    ulan hak ettikleri halde işe başlatılmayan ve 7 ay boyunca gece gündüz eylem yapan izmirli itfaiyecilerin yanında bir kez bile görünmediniz be. ama ne zaman bir yerde ağaç kesilecek ve bu da iktidarla ilişkili olacak, işte o zaman solcu damarınız kabarıyor öyle değil mi?

    (bkz: gezi eylemleri)
    (bkz: validebağ direnişi)

    peki soma yırca'da, zeytinlikleri termik santral olmasın diye günlerce nöbe tutan ve bir gecede 6 bin zeytin ağacı kesildiği için ağlayan köylülerin yanında neden yoktunuz? ama onlar köylü öyle değil mi?hem pis kokar onlar be, ayrıca zeytin ağaçlarının kesilmesinin iktidarla bir alakası da yok öyle değil mi? eğer ki 6 bin ağacın kesilmesinin iktidarla bir bağlantısını kursaydınız, eminim orada olurdunuz ehehe. ama siz de haklısınız be benim devrimci kardeşlerim. kim gidecek allahın köylülerinin tarlalarına. tentelerin altında akıllı telefonlarınızda devrimci aforizmalar yazmak da zor olurdu zaten elektrik olmadan.

    ama beni asıl güldüren; üzerindekilerinin toplam değeri asgari ücret kadar olup kapitalizm bayramlarına koşa koşa giden, kampüslerindeki emperyalistlere ait mekanlarda karınlarını doyurup yine emperyalistlere ait dışardaki kahvecilerde kahvelerini yudumlarken, bilmem kaç bin liralık akıllı telefonlarından devrimci aforizmalara atan üniversiteliler. ben bayılıyorum bu arkadaşlardaki öz güvene. saç uzatıp küpe takınca ve din düşmanı olunca kendilerini devrimci sanıyorlar. kobani için götlerini yırtıp "özgürlük özgürlük" diye inlerlerken, sınırlarımızda yaşanan başka dramlara sessiz kalmaları ve türbanlı öğrencilerin gözlerinin içine baka baka "defolun arabistan'a gidin" demeleri gözlerimi yaşartıyor gerçekten. ha ben demiyorum devrimci olmasınlar, hobi olarak yine olsunlar; ama adidas ve nike'tan aşağı ayakkabı giymeyip kantinde yediği yiyeceğin artığını masada bırakıp giden tiplerin kendilerine "emekçi dostu" demeleri ve devrimci nutuklar atmaları beni oldum olasa güldürmüştür.

    öyle yeşil parka giymekle, kirli saçla dolanmakla, bonus saçla, küpe takmakla, dün düşmanı olmakla devrimci olunmaz. hele hele " sermaye üniversiteden defol" gibi romantik sloganlarla hiç olunmaz. üniversitede devrimci olan bu tipler, yakıp yıktıkları bankalarda çalışmak için götlerini yırtacaklar, yurt dışında okuma ya da çalışma imkanı bulduklarında da arkalarına bile bakmadan gidecekler. aksini iddia edenin alnını karışlarım.

    neyse, yazının sonunu bağlayamadığımdan keli yazıyı burada cart diye bitiriyorum. yoksa bu 50 bin karaktere kadar gidecek. gerçi bunu kim okuyacak orası da muamma ama neyse. okuyan olursa teşekkür ederim.

    au revoir.
    3 ...