avrupa'ya turlarla gezmeye gidip, elalemin saraylarına hayran kalan özenti embesillere büyük dert olmuş saray çeşididir. ülkemdeki muhalefetin vizyonu ve çapının çarpıcı örneklerinden biri olmuştur yeniden. biri de çıkıp hiç de estetik sayılamayacak bir yapı olmasını eleştirmiyor. yapısal bir estetik kültüründen gelmediğimizden midir nedir, avrupa'nın en zevksiz binalarını önemli yapılar olarak inşa etmemize ses eden yok. tabii ki de büyük olacak, tabii ki de masraflı ve görkemli olacak. ama azıcık bir estetik de olsun kardeşim, bunu dillendirin bi. baktığım baktığım ve bir türlü estetik bir yan göremediğim toki tipi yapıdır. biz özgün bir mimariyi ne zaman geliştirebiliriz hiçbir fikrim yok ama ankara denilen şehrin olmayan ruhuna aykırı bir tarafı da yok. sokakta sigara bekçiliği yapan cumhurbüyükbabamızın orada keyif çatmak için böyle bir şey yaptırması argümanı ise ancak mabadla gülünmeye layık. hem adam hükümeti yönetiyor de, hem devlet başkanı olarak geri dönecek de, hem sokakta vatandaşlara aile reisliği taslamasını eleştir, hem her gün başka bir ülkede konuşma yapmasına nefret kus, hem de bunların üstüne keyif çatacak diye dert deryalarına gark ol. erdoğan'ı yıllardır başbakan olarak izlerken 'şu başbakanlık çekilecek dert değil be' diyen biri olarak, cumhurbaşkanlığı kurumunu da aynı derde dönüştüren uzun adamı hem acıyarak, hem içim rahatlayarak, hem de doğal olarak eğlenerek izliyorum. keyif çatmaktan falan bahsedenlerin, 'devlet yönetmek dünyanın en kolay işidir' diyen üst düzey malın takipçilerinden olması da şaşırtıcı olamaz. partisini rakı sofralarından kaldıramayın adamın, mustafa kemal'in devrim yapmak için kurduğu rakı sofralarının memlekette ekmeğin karne ile dağıtıldığı döneme denk gelmesini göz ardı etmesi ise hac mevsiminin kurbana denk gelmesinden daha şok edici olacak değildir. avrupa'nın en çirkin meydanlarının, en çirkin parklarının, en çirkin konutlarının ve en çirkin kamu binalarının bulunduğu ülkenin, araba kredisi yüzünden 'aç' kalan halkının yöneticilerin maaşlarından, çalıştıkları binaların masraflarından ve savaştan kaçan canlara harcanan paralardan bahsedip durduğu görgüsüzlük ve zihinsel varoşluk diyarı ise bir başka başlığın konusudur.