12 yaşında, ergenliğe girdiğim sene, birçok kez çükümle oynar, hafif bir ıslanma gelince bırakırdım. Boşalmanın bundan ibaret olduğunu sanırdım. Bu dönem 1 yıldan fazla sürdü.
Sonra bir gün, sabahın 5-6'sı gibi, herkes uyurken beni bir türlü uyku tutmaz. 1,5 yılın birikmesi o gün hunharca patlayacaktı. Tül perdeyi örttüm. Sabah güneşi, yazın ilk günlerinde alışılmışın dışında bir sıcaklık ile odanın içini dolduruyordu. Salonun kapısını kilitledim, minderleri üst üste koydum. Soyunup üzerine yüzükoyun uzandım. Minderlerin arasında git gel yapmaya başladım. Bir süre sonra ilk ıslaklık geldi. Yine boşaldığımı sandım ama, ilk defa tekrar yapmaya karar verdim. Her zamanki suçluluk duygusunu artık bir kenara bırakmıştım. Yine ıslanmalar oluyordu fakat devam ediyordum. Gittikçe vücudum ısınmaya başladı. ilk defa bu seviyeye çıkmanın verdiği tedirginlik ve ne olacağını bilememekten kaynaklanan merak beni heyecanlandırıyordu.
Bir süre sonra vücudumda ilk defa sıcaklıktan da öte, farklı bir hareketlenme hissettim. Kalbim daha hızlı atmaya, nefesim sıklaşmaya başladı. Mindere çarpıp yüzüme geri dönen bir sıcaklık ve vücudumda başlayan kasılma ve titreme hisleri içinde ne olduğunu anlayamadan penisimin içinden yoğun bir akıntı geçtiğini farkettim. Korkuyla penisimi minderlerin arasından çıkardım ve ilk defa gördüğüm mat beyaz renkli yapışkan sıvıyla işte o zaman tanıştım. Birkaç damla minderlerin arasında bulaşmış, çoğusu yerlere dökülmüş ve birazı da avucumun içinde kalmıştı. Elimdekilere hayretle baktım, diğer elimle dokunup inceledim. Sonra yerde ve minderlerdekini gördüm.
Bu sefer bir temizlik telaşı sardı beni. Henüz kimse uyanmamıştı. Elimi iç çamaşırımla sildim. Kapı ve pencereleri açtım. Kirlenen yerleri kolonyayla sildim. Bir süre sonra millet uyandı. Annem lekeleri gördü mü, acaba farketti mi, hiç bilmiyorum.