cahil periler

entry34 galeri
    26.
  1. son derece başarılı bir ferzan özpetek filmi. hayli sevdiğim Saturno contro'dan bir tık daha iyi bir film şüphesiz.

    bu filmi benim için özel yapan detaylar var, bunlardan bahsetmek istiyorum. bir kere şu yere göğe sığdıramadığım aslında senin benim gibi bir insan olan gerçekçi hayat kareleri ve aile takıntısıyla farkını yansıtmış alexander payne, the descendants diye bir film yapmıştı ya. hatta en iyi uyarlama senaryo ödülü almıştı. o film, güzel ve derinlikli senaryosunda cahil periler'den iz taşıyordu. zira bağımsız sinema insana dair detayları analiz etmeyi ve zenginleştirmeyi iyi beceriyor. ortaya derinlikli bir pencere çıkıyor. hikaye kadın erkek değişikliği ve ölüm şekillerinin farklılığını bir yana bırakırsak birbirinin aynısı. zira ölüm sonrası eşin aldatmayı fark edip, içselleştirip bunun üzerine kafa yormaya başlaması bana tipik bir bağımsız sinema hikayesi gibi geliyor. minimalist sinema anlayışı... tabii farklar var, ferzan özpetek birçok kimsenin de söylediği üzere pedro almodovar sinemasının büyülü dünyasına selam çakıp ötekileştirmeyi, cinsel yönelim farklılığını ana eksene oturtuyor. payne ise aileyi merkeze alıyordu.( payne gözüm üzerinde. nitekim nebraska'da buram buram historias minimas kokuyordu, etti 2,üçü yakalamayayım * )

    gelelim filmin neden hayli başarılı olduğuna. şu şey var ya. Massimo'nun ayrı bir dünyasının olması meselesi. bu açıkçası içinde bulunduğumuz ülke, alışkanlıklar ve gelenekler çerçevesinde anlaşılması zor bir olgu. biraz batı penceresinden bakarsak ve konuyu daraltmazsak hakikaten ilişkilerde birbirine bağlılık kadar çiftlerin ayrı bir dünyalarının olması onları yenileyen şarj eden bir şey belki de. film bu hissi benim için müthiş veriyor. massimo'nun arkadaşları, yaptığı yemekler ve bu kendince farklı renkleri de barındıran dünyası antonia için şok etkisi yapıyor. aslında kurcalıyor,kurcaladıkça çıkan renkler onu mutlu kılıyor. yalanlar, hakikat, ortak bir paylaşım ve ilgi alanı olarak kırmızı kitap, nazım hikmet , doğru tespitleri can yakan anne falan derken en güzel sahne geliyor. massimo'nun antonia ve michele'in öpüşme sahnesinde ikisinin de algısında temel bir gerçeklik gibi durması ve başrolü oynaması, saturno contro'daki roberta'nın lorenzo'yu öldükten sonra hayal kurarak anımsamak istemesi gibi düşünmeye çalışmasından dahi güzel bir sahne... kim ki duk abimizin meşhur bin jip'indeki üçlü resim sahnesi gibi estetik dışavurumla yarışır nitelikte.

    kırılmayan bardak, yalan ve hakikat üzerine yapılan çıkarımlar silsilesi derken annenin ezber bozan ''yasak bir aşkta metres olmak zordur. her zaman gölgede, arka planda kalırsın. her zaman artıklarla yetinirsin.'' söylemindeki gibi olması gerekeni değiştirerek ilişkilerin karmaşıklığı içinde artıkları toplayanın yanında yer alması düşündürücü bir dipnot olarak belleğimi kurcaladı. itiraf etmeliyim böyle hassas ruhlara zarar çok sahne barındırıyor cahil periler.

    en güzel repliği de nazım hikmet göndermelerinden sonra yazalım güzelleme noktalansın.

    --spoiler--
    ''ne kadar aptalız. ne çok geri çevrilmiş davet, ne çok söylenmemiş söz, ne çok karşılaşmamış bakış... ne çok kez hayat yanı başımızdan gelip geçiyor da farkına bile varmıyoruz!''
    --spoiler--

    10 üzerinden 8.
    2 ...