prag

entry225 galeri
    123.
  1. yıllarca hayalini kurup iki kez doya doya gezme şansını bulduğum şehir. masal gibi, geometrik, akşamları loş ışıkları ile derin bir hüzne bürünen kışın bıçak gibi soğuk şehir. turistten bıkmış, suratsız iğrenç garsonları çok can sıkar. bizim gibi müşteri bağlamak için her taklayı atan bir zihniyetten sonra karşılaşılan bu iğrenç servis anlayışı tepenizi attırır buna hazır olun. mesela biraları ile ilgili soru sormak istersiniz "orda yazıyor işte ya "der, yabancı olduğunuzu süzer menüyü masaya vurur gibi koyar, prag'lılar sadece bira içerken sen ekstra bir şeyler sipariş edersin yine de beğenmez "bu kadar mı" der, çağırmadıkça gelip bir şey lazım mı diye sormayı geçin zaten vs. ama ikinci ziyaretimde çek bir aileyle gezdiğimde durum daha farklı ve insaniydi. Charles Bridge'de dilenen ayağınıza kapanmış gibi bir pozisyonda saatlerce o soğukta öyle hareketsiz bekleyen dilencileri vardır. Popolarını da o haldeyken köprü duvarına yapıştırırlar, bunun hikayesi de şuymuş; ortaçağda soylular dilencileri sürekli götlerinden tekmeler, hor görürlermiş. yani dilenirken tekme yememek için götü sağlama almakmış amaç.
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük