çakma caner taslaman'ları içeren kesimdir. hemen anlamını bilerek veya bilmeyerek saptırdıkları bir çok ayet dökerek, kuran'da bilimsel gerçeklerin nasıl açıklandığını izah etmeye başlarlar. öyle hırsla ve düşünmeden yazarlar ki kendi içlerinde çelişkiye düştüklerini bile göremezler...
birisi tüm eski (ve haliyle daha dürüst) tefsirlerde kıyamette yaşanacak durumları anlattığı belirtilen ve zaten bir önceki ayete bakılacak olursa öyle olduğu açıkça anlaşılabilecek, "dağların bulutlar gibi hareket ettiği" konusunu gündeme getirir:
efendim "müslümanlar bilime hizmet etti"... doğrudur. aynen hıristiyanlar, yahudiler, budistler, ateistler gibi... bilimin yeteri kadar ilerlemediği çağlarda, bilim insanlarının bir dine inanıyor olması normaldir. fakat mevzubahis din hangisi olursa olsun, bilim hiç bir zaman din yardımıyla değil, tam tersi dine rağmen yapılagelmiştir. böyle olduğu içindir ki bilim insanları bir dine şu kadar veya bu kadar inanıyor olsalar bile, din adamlarıyla hep çatışmışlardır. bugün hiç utanmadan ibn'i sina'yı, farabi'yi filan dillerine doluyorlar "islam alimi" diye. fakat ibn'i sina'nın görüşlerini 27 yerde eleştirip, bunların 24'ünde küfürle suçlayan imam gazali'nin lafını bile etmezler.