var olsalardı ermenek'teki rezaletin yaşanmayacağı kurumlardı.
en az ermenek katliamı kadar üzücü olan rezaleti anlatayım öncelikle (kaçıncıya anlatıyorsam? olsun, bıkmadan tekrarlayacağız):
insanlar(!) bir taraftan feryat figan ederken, diğer taraftan taner yıldız'a sarılıp "feryat ediyoruz ama kusurumuza bakmayın sayın bakanım. özür dileriz" diyorlardı! devletlü "hiç öyle şey olur mu? asıl biz özür dileriz" filan demedi... söz konusu yaratıklarla aynı türden olduğumdan utandığım anlardan biriydi bu sahne...
gelelim köy enstitülerine... köy enstitülerinde her cumartesi açık kürsü günüydü. öğretmen, öğrenci fark etmez, şikayeti olan ortaya koyulan bir kürsüye çıkıp şikayetini dile getirir ve sorumlu olanları özeleştiriye davet ederdi.
ismail hakkı tonguç yayınladığı bir genelgede "talebelere dayak atılamaz, hakaret edilemez. böyle bir muameleye maruz kalan talebenin aynı şekilde karşılık verme hakkı vardır" diyordu...
velhasıl cumhuriyetin ve köy enstitülerinin amacı, osmanlı'nın ezik, cahil ve onursuz bıraktığı köylülerden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, haysiyetine sahip çıkan vatandaşlar yetiştirmekti... başta chp'nin sağ kanadı olmak üzere, sağcıların oyunları sayesinde olmadı maalesef...