o kadar cok birbirini tekrar eden yeksenakliklar içinde debelenirken kişi ve kişiler bir şeyi pas gecerler.
temel olgularin ayni oldugu ama ayrintilarin farkli oldugu ve bu ayrintilarin esasta binbir sirri çözmeye sebebiyet verdiğini anlamak gerek.
evet insan 20 yasina kadar yasar. 20 yasindan sonra yasadiklari bir tekrardir prens mişkin'e can veren sakallı rusun dediğine göre. - hani yeraltindan notlari ben hasta adamim diye baslayan adam canim-
misal 15 yasinda elma dendiğindi vakit hissetikleriniz ile 25 yasinda elma dendiğin vakit hissetikleriniz arasinda dunyalarca fark vardir.
hadi somut örnek verelim can yücel'in hamlet cevirisini bilenler bilir. hani olmak ya da olmamak'i bir ihtimal daha var diye cevirmedi mi arkadas? şimdi onun cevirisi farkli ne bileyim sabahattin eyupoglu'nun cevirisi farkli Bülent Bozkurt'un cevirisi fasfarklidir.
işte bu yuzden dolayi söylenebilecek bir şeyin kalmamasi kanaatimce biraz yalniş bir şeydir.
çünkü insanoglu ne olursa olsun söylemek ve eger belli bir disiplini almiş ise yazmakla mukelleftir.
varsin kötümserliğin kollarinda cilvelesin ama yeter ki söylesin. cünkü anlanmak istiyorsan anlaticaksin arkadas.
zaten cagimiza egemen olmus olan ketumluk, düsündüğünden farkli söylemek, söylediğinden de farkli hareket kolayciliğina bogulmusken sözün bittiğini kabul edilemez.