soner yalçın

entry322 galeri video2
    232.
  1. Futbol hakkında yazmasını tavsiye etmediğim yazar.
    *
    la­tin ame­ri­ka­'nın ef­sa­ne­vi isim­le­ri var; bo­li­var gi­bi; che gi­bi; ma­ra­do­na gi­bi...
    la­tin­le­re gö­re, ma­ra­do­na­'nın av­ru­pa­lı ra­kip­le­ri­ne at­tı­ğı her gol; mev­cut dü­ze­ne kar­şı ya­pıl­mış bir baş­kal­dı­rı, ta­rih­ten alın­mış bir öç ye­ri­ne ge­çi­yor­du.
    ya­zar edu­ar­do ga­le­ano onun sol­cu kim­li­ği­ni şöy­le yaz­dı: "dü­zen­den ya­na olan­la­rın sus­ma­sı­nı em­ret­ti­ği hal­de, onun ba­zı şey­le­ri ava­zı çık­tı­ğı ka­dar ba­ğı­ra­rak açı­ğa vur­ma­sı­nı ve özel­lik­le sol aya­ğıy­la oy­na­ma­sı­nı ba­ğış­la­mak müm­kün de­ğil­di, çün­kü 'so­l' ke­li­me­si söz­lük­te 'ya­pıl­ma­sı ge­re­ke­nin kar­şı­tı­' ola­rak ta­nım­la­nı­yor­du."
    ma­ra­do­na hep "söy­len­me­me­si ge­re­ke­ni­" söy­le­di. fut­bol­cu­la­rı öğ­le vak­ti kız­gın gü­ne­şin al­tın­da oy­na­ma­ya mec­bur eden te­le­viz­yo­nun mut­lak ha­ki­mi­ye­ti­ne kar­şı çık­tı; ulus­la­ra­ra­sı iş hu­ku­ku­'nun ne­den fut­bol­da uy­gu­lan­ma­dı­ğı­nı sor­du.
    so­nuç­ta ma­ra­do­na­'yı yok et­mek için bin­bir oyun oy­nan­dı; ama o hâ­lâ dün­ya­nın en se­vi­len is­mi...
    bu­gün­ler­de yi­ne bir dün­ya ku­pa­sı oy­na­nı­yor; ve gün­dem­de yi­ne ma­ra­do­na var. uru­gu­ay­lı fut­bol­cu su­are­z'­in ce­za al­ma­sıy­la il­gi­li ola­rak fı­fa­'yı; "ço­cu­ğun ha­ya­tı­nı bi­tir­me­ye ça­lı­şan maf­ya ör­güt­len­me­si­" di­ye ta­nım­la­dı.
    fı­fa, ma­ra­do­na­'ya hep yap­tı­ğı gi­bi yi­ne ce­za kes­ti: ma­ra­do­na ar­tık vıp bö­lü­mün­den maç iz­le­ye­me­ye­cek; ta­raf­tar
    gi­bi bi­let alıp sta­da gi­re­cek­ti!
    pe­ki...
    ma­ra­do­na hak­sız mı? ne­den "maf­ya ör­güt­len­me­sin­de­n" söz et­ti?
    sus­kun­luk ya­sa­sı: omer­ta
    78 ya­şın­da­ki jo­seph sepp blat­ter is­viç­re­li. 1975'te
    fı­fa­'da ça­lış­ma­ya baş­la­dı. 1998'de fı­fa baş­ka­nı ol­du! adı rüş­vet skan­da­lı­na ka­rış­tı­ğı için 2002'de­ki kı­sa bir ara dı­şın­da yıl­lar­dır bu gö­re­vi­nin ba­şın­da.
    spor­da yol­suz­luk ve rüş­vet araş­tır­ma­la­rıy­la ta­nı­nan is­koç ga­ze­te­ci an­drew jen­nings, blat­ter ve eki­bi hak­kın­da ki­tap yaz­dı: "o­mer­t: sepp blat­te­r's fı­fa or­ga­ni­sed cri­me fa­mily."
    jen­nings, blat­te­r'­i "maf­ya ba­ba­sı­" ol­mak­la, rüş­vet ve şan­taj ağı kur­mak­la ve fı­fa de­le­ge­le­ri­nin ço­ğu­na bir çe­şit sus­kun­luk ye­mi­ni et­tir­mek­le suç­lan­dı. olay sa­de­ce blat­te­r'­le sı­nır­lı de­ğil­di; fı­fa es­ki baş­ka­nı ha­ve­lan­ge­'a dek uza­nı­yor­du...
    1916 do­ğum­lu bre­zil­ya­lı jo­ao ha­va­lan­ge, ta­şı­ma­cı­lık ve si­lah ti­ca­re­tiy­le uğ­ra­şan şir­ket­le­rin sa­hi­biy­di. 1974-1998 yıl­la­rı ara­sın­da fı­fa baş­kan­lı­ğı yap­tı. gö­re­ve gel­di­ğin­de ilk sö­zü şu ol­du: "ben bu­ra­ya fut­bol adı ve­ri­len bir ürü­nü pa­zar­la­ma­ya gel­dim." he­men co­ca co­la, sony, mcdo­nal­d's ve adi­das
    gi­bi bü­yük şir­ket­ler­le or­tak­lık kur­du.
    fut­bol en­düs­tri­yel bir me­ta ol­du. öy­le ki, ha­ve­lan­ge te­le­viz­yon­lar­da da­ha çok rek­lam ol­ma­sı için fut­bol maç­la­rı­nın 25'er da­ki­ka dört dev­re oy­nan­ma­sı öne­ri­sin­de bu­lun­du!
    ne­oli­be­ra­liz­min doğ­du­ğu bu dö­nem­de pa­ra ola­cak ve si­ya­set ol­ma­ya­cak; hiç olur mu? fut­bol si­ya­se­tin em­ri­ne so­kul­du.
    ör­ne­ğin...
    ar­jan­ti­n'­de­ki as­ke­ri dar­be­ye yar­dım için dün­ya ku­pa­sı bu ül­ke­de oy­nan­dı; fa­şist dik­ta­tör jor­ge ra­fa­el vi­de­la, bu ba­şa­rı­sın­dan ötü­rü ha­ve­lan­ge­'ya ni­şan tak­tı. ne de ol­sa vi­de­la, fı­fa baş­kan yar­dım­cı­sı car­los la­cos­te­'nin ye­ğe­niy­di!
    ak­ra­ba­lık iliş­ki­le­ri­ne de ör­nek ve­re­lim: bil­di­ği­niz gi­bi dün­ya ku­pa­sı bre­zil­ya­'da oy­na­nı­yor. ev sa­hip­li­ği­nin bu ül­ke­ye ve­ril­me­sin­de 23 yıl bre­zil­ya fut­bol fe­de­ras­yo­nu­'nun baş­kan­lı­ğı­nı ya­pan fi­nans­çı ri­car­do te­ixei­ra, ha­ve­lan­ge­'nin da­ma­dıy­dı!
    sac aya­ğı­nın bir aya­ğı ek­sik kal­ma­sın; blat­ter,
    ha­ve­lan­ge­'dan son­ra bir isim da­ha var: ju­an an­to­ni­o sa­ma­ranch! 21 yıl olim­pi­yat ko­mi­te­si baş­kan­lı­ğı yap­tı.
    o da is­viç­re kö­ken­li; bar­ce­lo­na do­ğum­lu ama is­viç­re
    oku­lu­'n­da oku­du. teks­til­ciy­di ve is­pan­ya­'nın en bü­yük ta­sar­ruf ban­ka­sı­nın yö­ne­tim ku­ru­lu baş­ka­nı ola­rak gö­rev yap­tı.
    si­ya­si ola­rak da blat­ter ile ha­ve­lan­ge­'ya ya­kın­dı; is­pan­ya dik­ta­tö­rü fran­co­'nun ya­nın­da yer al­dı.
    kim ka­zan­dı, kim kay­bet­ti?
    ma­ra­do­na­'nın maf­ya de­di­ği bu "ya­pı­"nın baş­ken­ti
    ne­re­siy­di?
    pa­ra olun­ca ak­lı­nı­za han­gi ül­ke ge­lir: is­viç­re!
    fı­fa­'nın "tah­tı­" zü­ri­h'­te!
    olim­pi­yat ko­mi­te­si­'nin "k­ral­lık mer­ke­zi­" lo­za­n'­da!
    fı­fa ve olim­pi­yat ko­mi­te­si­'nin or­ga­ni­ze et­ti­ği ulus­la­ra­ra­sı spor ya­rış­ma­la­rı­nın ya­yın hak­la­rı; rek­lam alım sa­tı­mı; amb­lem-bay­rak- mas­kot hak­la­rı vs gi­bi "bin­bir işi­" ya­pan ısl mar­ke­ting mer­ke­zi de, yi­ne is­viç­re lu­zer­n'­dey­di!
    uzat­ma­ya­yım: sa­nı­rım ba­ron­la­rı ta­nı­dı­nız!
    fut­bol ro­man­tiz­mi­ni bi­tir­di­ler. ço­ku­lus­lu fir­ma­lar, ta­kım­la­rı ve stad­yum­la­rı sa­tın al­dı. fut­bol sa­na­yi da­lı­na dö­nüş­tü­rül­dü; kü­re­sel bir im­pa­ra­tor­luk ya­pıl­dı.
    evet: ma­ra­do­na­'nın sa­nat­sal fut­bo­lu, so­ğuk ve zevk­siz salt sko­ra yö­ne­lik oyu­na ye­nil­di.
    ar­tık "ra­kip fut­bol­cu­lar üzü­lü­r" di­ye se­vinç gös­te­ri­si yap­ma­yan jo­se pi­en­di­ne­ne yok.
    ar­tık rö­va­şa­ta ile gol atan
    şi­li­li kı­zıl­de­ri­li da­vid
    ar­rel­la­no yok.
    ar­tık "6 ba­ca­k" le­oni­das ya da "çıl­gın aya­k" gar­rinc­ha yok.
    ar­tık "tan­go en iyi an­tre­man­dı­r" di­yen mo­re­no yok.
    ar­tık to­pa sev­gi­li­si gi­bi dav­ra­nan di­di yok.
    ar­tık 1942'de "ka­za­nır­sa­nız ölür­sü­nü­z" teh­di­di­ne rağ­men sa­ha­ya çı­kıp na­zi­le­ri pe­ri­şan eden ve kur­şu­na di­zi­len di­na­mo ki­ev'­li 11 fut­bol­cu yok.
    ar­tık li­man iş­çi­le­ri­nin gre­vi­ni des­tek­le­yen bir cüm­le­yi for­ma­sı­na yaz­mış ol­du­ğu için ce­za­lan­dı­rı­lan in­gi­liz fut­bol­cu rob­bi­e fow­ler yok.
    ar­tık 1994'te fut­bol sen­di­ka­sı kur­mak ama­cıy­la ça­lış­ma­la­ra baş­la­dık­la­rı için üzer­le­ri çi­zi­len; sto­ich­kov, be­be­to, gas­co­ig­ne, fran­ces­co­li, la­ud­rup, za­ma­ra­no, hu­go sanc­hez yok.
    ar­tık "de­niz gez­miş idam edil­me­si­n" di­ye im­za top­la­yan me­tin ok­tay yok.
    ar­tık fut­bol­cu­la­rın sö­mü­rül­me­si­ne kar­şı çı­kıp sen­di­ka kur­mak is­te­di­ği için ga­la­ta­sa­ra­y'­dan ko­vu­lan me­tin kurt yok.
    dün­ya ku­pa­sın­dan zevk al­ma­ma­nı­zın se­be­bi bu­dur!
    şim­diki fut­bol­cu­lar çok ter­bi­ye­li: si­ga­ra iç­mi­yor­lar; iç­ki iç­mi­yor­lar, çok ça­lı­şı­yor­lar ve fut­bol oy­na­mı­yor­lar!
    *
    yazıda gerçekten çok haklı olduğu konular var ancak unuttuğu çok önemli bir şey var. o da futbolun yıllar içindeki gelişimi, taktik düzeni, kuralları daha doğrusu tamamiyle değişen çehresi.

    endüstriyel futbol sonuca direkt etki ediyor yıllardır. bu benim de kabulüm. ancak futbolun seyir zevki oyun mantığına göre değişmekte. 3-5-2'nin egemen olduğu yıllarda en iyi bekler, 4-3-3'ün ve dolaylı olarak da 4-5-1'in etkin olduğu yıllarda en iyi orta saha oyuncuları kendini göstermedi mi ? brezilya 2002'de zafere ulaşırken 3-5-2 oynuyordu. sağda cafu, solda roberto carlos ile muazzam bir hücum düzeni ve etkinliği bulmuşlardı. son iki avrupa* ve 2010 dünya şampiyonası'na ambargo koyan ispanya ise pas futbolunu abartarak oynuyordu. bu oyu stili çerçevesinde xavi, xabi alonso gibi oyuncular zirveyi görürken, iniesta, fabregas, busquets, silva gibi oyuncular da parladı. bu saydığım isimlerin hepsi de orta saha oyuncusuydu.

    siyasi kaygıları bir kenara bırakırsak yazdığı şeyler çok yavan kalıyor. kabulümdür fifa ve uefa çevresinde inanılmaz paralar ve mevkiler dönmekte. akrabalık, ahbaplık ilişkileri haddinden fazla. ancak kalkıp da dünya kupası zevksiz demesi gerçekten çok garip. günümüz futbolunda 12-13 kilometrelik toplam koşu tabloları çıkarken 1950 ve 1960 yıllarının futbolunun antrenmanlarını tangoyla yapan futbolcularını ve oynadıkları futbolu, günümüz futbolcuları ve oynadıkları futbolla karşılaştırmamalı kanaatimce.
    0 ...