Bir devletin başka ülkelerde hakimiyet sağladığı bölgeler oluşturabilmesi o ülkenin politik ve askeri olarak ne kadar güçlü olduğunun göstergelerinden biri. Bu denklemi tersinden de okuyabilirsiniz. Yani bir ülke kendi topraklarından bir parçayı askeri, politik, dini ya da ekonomik nedenlerle bir başka ülkenin hakimiyetine vermesi göreli zayıflığının göstergesidir.
Böyle okunduğunda incirlik Üssü, Cumhuriyetin ilanından sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti için bir travma noktasıdır. Çünkü Birinci Dünya Savaşı sonrasında verdiği Kurtuluş Savaşı ile koruduğu sınırlar içinde bir ulus devlet inşa etme yolunda yoğun bir ideolojik, politik, kültürel mücadele vermiş genç bir devlet olarak öncülü Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerindeki dönemindeki toprak kayıplarıyla dolu çöküşünün izleri henüz silinmemişti. Misak-ı Milli içinde Türkiye'nin kontrolünün olmadığı bir bölge oluşmuştu; "bölünmez bütün" ideolojisi yara almıştı.
Üs kavramının tarihi Antik Çağa kadar gider. Fenike, Ceneviz, Yunan ve Antik Roma kolonileri ticari yani ekonomik amaçla kurulan üslerdi. Başka ülkelerin topraklarında üs edinmek yayılmanın, hâkimiyet alanını genişletmenin, ticaret yollarını korumanın ve yeni pazarlar edinmenin bir aracı oldu. Bu konuda Ceneviz, Fenike, Antik Yunan ve Roma; ardından Osmanlı imparatorluğu ve Büyük Britanya imparatorluğu uzak topraklarda üs-koloni elde etmede tarihin başarılı devletleri oldular. Ancak hiçbiri Amerika Birleşik Devletlerinin ikinci Dünya Savaşı sonrası kurduğu komplike üs ağının yanına bile yaklaşamaz.
Adana merkezine 8 kilometre uzaklıktaki incirlik Hava Üssü bu komplike üs sisteminin bir parçası.
Aslında incirlik Üssü 1960lardan bugüne sürekli tartışma konusu oldu. Üs hakkında Türkçe yazılmış çok fazla çalışma yok. Selin M. Bölmenin incirlik Üssü: ABDnin Üs Politikası ve Türkiye adlı iletişim Yayınlarından 2012de yayınlanan kitabı, bu konudaki en yetkin çalışma.
Şöyle diyor bir Bölümde;
"Özellikle 1960'ların sonlarına doğru savaş sonrasının "kurtarıcı" imajını kaybetmeye başlayan ABD'ye yönelik eleştirilerin yükselmesi ile tüm dünyada tepkiler doğurmaya başlamıştır. Türkiye'de de aynı dönem, ABD ile ilişkilerin sorgulanmaya başladığı dönemdir. Bu tartışmaların merkezinde ise tek bir üssün adı geçmektedir: incirlik. O dönemden bugüne kadar Türk-Amerikan ilişkilerine dair her krizde, bölgede patlak veren her olayda incirlik Üssü'nün statüsü, varlığı, amacı tartışma konusu olmuştur. iki ülke arasındaki ilişkilerin durumuna ilişkin yorumlar, pek çok olayda incirlik üzerinden yapılmıştır.
Bölmenin belirttiği üzere incirlik, ABDnin savaş sonrası Sovyetler tehdidine karşı birçok ülkede kurma izni aldığı üslerden biri.
incirlik Üssü projesi, 1949 yılında Sovyetler Birliği'nin ilk atom bombasını başarı ile patlatmasının ardından gündeme geldi. iki ülke arasındaki pazarlıklar 1951de sonuçlandı. Aynı yılın bahar aylarında inşaata başlandı.
Aslında ABD tarafından Adana çok daha önce ikinci dünya savaşı sırasında belirlenmiş stratejik bir noktaydı. 1943 yılında Müttefikler, Almanya karşısında üstünlüğü ele geçirdiklerinde Türkiyeye savaşa katılması yönünde baskılarını artırmışlardı. 19 Ekim 1943'te Moskova Konferansı toplandığında ingiltere Başbakanı Churchill, Türkiyenin tüm askeri gücüyle savaşa girmesi yönünde baskı yapıyordu. Ankara se girmemek için tüm diplomatik gücünü kullanıyordu. ABD Dışişlerinin önerisi ise sadece üs ve transit kolaylığı oldu. ABD için Afrika-Ortadoğu-Avrupa güzergâhında transferi rahatlatacak bir üs çok yararlı olacaktı. Ancak Ankara üs fikrine de direndi ve açıktan destek vermedi. Ancak 1943 yılında Adana'da kurulan haberleşme istasyonu gizlice çalışmaya başladı. istasyon savaş sonuna kadar faaliyetini sürdürdü.
incirlik Üssü ise Türkiyenin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütüne (NATO) 18 Şubat 1952de girişi ile oldu. Anlaşmanın üçüncü maddesi Anlaşmanın amaçlarına daha etkin biçimde ulaşabilmek için Tarafların, tek tek ve ortaklaşa olarak, sürekli ve etkin öz yardım ve karşılıklı yardımlarla, silahlı bir saldırıya karşı bireysel ve toplu direnme kapasitelerini korumalarını ve geliştirmelerini karar bağlamıştı. Anlaşmanın bu bölümü üs kurmayı sağlıyor ama kısıtlayıcı birçok madde var ve sonuçta ortaya sadece savunma amaçlıdır ve NATO alanı dışındaki alanlara saldırı için kullanılamıyor. NATO üyeleri bu anlaşmayla çelişecek herhangi bir uluslararası anlaşmaya imza atamıyor.
1943te gündeme gelen ABD hayali 1952de vücut buldu. Soğuk Savaş boyunca ve tabii sonrasında da ABD için en önemli askeri üslerinden biri oldu incirlik; hatta Türkiyedeki varlığının simgesiydi.
Rakamlarla incirlik
incirlik ABDnin denizaşırı 13. Büyük üssü. Aynı zamanda Orta Asya ve Ortadoğu'daki ABD hava kuvvetlerine açık en büyük askeri üs.
Bugün toplam değeri 1 milyar 743 milyon dolar.
incirlikte yaklaşık 1500 ABD askeri bulunuyor. Türkiyede toplam ADB askeri sayısı ise yaklaşık 1600.
Sabit filo bulunmuyor. incirlikte Hava kuvvetleri 39'uncu Kanat Komutanlığı görev yapıyor.
Askeri kullanımları
Soğuk Savaşın ilk dönemlerinde Türkiyede çeşitli amaçlarla 30 üs kurmasına, yaklaşık 25 bin asker bulundurmasına rağmen, ABD için merkez her zaman Adana incirlik oldu. Ancak askeri faaliyet olarak bilindiği kadarıyla- çok kullanılmadı. 1958de Lübnanın bombalanması, 1970te Kara Eylül katliamı döneminde Ürdüne silah sevkiyatında, 1967 ve 1973te Arap-israil savaşında acil inişler ve 1979da iran Devriminde ABD vatandaşlarının ülkeden kaçırılması sırasında kullanıldı.
Askeri olarak kullanılması oldukça nadir olmasına karşın incirlik, ABDnin elinde tuttuğu geniş imtiyazlar ve Türkiyenin sınırlı kontrolü nedeniyle NATO üssünden çok Amerikan üssü olarak görülür; ki 1980lere kadar pratikte de öyledir.
Üs mü? Tesis mi?
Ancak 1960ların sonlarında tüm dünyada başlayan ABD karşıtlığı ve 1968in etkisi Türkiyede incirlik sorunu, Meclise taşındı. Özellikle sol muhalefetin baskısı dönemin başbakanı Demirele üs yok, tesis var dedirtecektir. iktidarın incirlikte ABD varlığını yumuşatma çabası 1960de imzalanan Ortak Savunma işbirliği Anlaşması (OSiA) ve 1980de imzalanan Savunma ve Ekonomik işbirliği Anlaşmalarıyla (SEiA) incirlikin statüsü ABD için üs değil tesis durumuna getirildi. Artık incirlik hukuki olarak ABD kullanımına tahsis edilmiş Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir hava üssüydü. Dolayısıyla üssün kullanımı için TBMMnin özel izni gerekiyor. 1991 yılında Birinci Körfez Savaşı sırasında bu şekilde kullanıma açıldı. Ancak 2003te ise 1980de imzalanan SEiA kapsamına girmediği için asker rotasyonu ve malzeme taşıma için ana sevkiyat noktası olarak kullanımına izin verilmedi.
Gizli kararname
ABD'nin incirlik Üssü'nü bu kullanımı 2003'ten bugüne Bakanlar Kurulu'nun 23 Haziran 2003 tarihli 5755 sayılı kararı çerçevesinde düzenleniyor. içeriği bir süre gizli tutulan ama 2004'te açıklanan kararname asker rotasyonu, teknik ve insani yardım kullanımı için TBMM'nin izninin alınmasının gerekli olmadığını düzenliyor. Bu kararnameyle ABD, Irak Savaşı süresince asker sevkiyatını incirlik üzerinden gerçekleştirdi. Bir yıllık düzenlenen kararname 2004 sonrası açıklanmadı ama her yıl otomatik olarak uzatıldı.
Tüm tarihine bakıldığında incirlikin kullanımı meselesinin iki ülke arasında gittikçe artan bir gerilim noktası olması beklenmedik değil. ABDnin Ortadoğudaki çıkarlarının tehlikeye girdiği her dönemde incirlik kullanım izni meselesi gündeme gelecektir. Bu gerilim de her zaman incirlik'in ADB için anlaşmaların üzerinde stratejik bir değeri olduğunun bilinmesi ve üs hakkında soru işaretlerinin hiçbir zaman tam olarak yanıtlanmamasından beslenecek gibi görünüyor. *